Skip Navigation Links

Pamuk İpliği

Yeni yılın ilk yazısıyla karşınızdayım. Yeni yılda hepinize size sizi kazandıracak ne varsa hayatın bu konuda cömert davranmasını temenni ediyorum.

seda ağçam

Gazete Köşesi   A+a-

Yeni yılla birlikte her şeye yeniden başlamak isteyenlerin kalp çarpıntısını duyar gibiyim.
Yeni sayfalar açıldı bir bir kırık kalplerin düş kırıklığına uğramış yorgun semtlerinde. Fakat bunu yaparken bir yandan da işlerin her zamanki gibi bir şekilde bozulacağı fikri bizleri rahatsız etmiyor değil. Çünkü hayat, biz gelecek için planlar yaparken başımızdan geçenlerdir.(John Lenon) Her defasında yeniden başlamaktan yorulmuştuk. Pamuk ipliğine bağlı gülüşlerimiz yüzümüzde donup kalmıştı. Bu sefer olacak diyerek başladığımız her işin veya her uğraşın sonunda olan bizlere olmuştu. Ne demekti tüm bu olanlar kendimize sorup duruyorduk. Cevap ise pamuk ipliğinde saklıydı.
En başta yürümeyi öğrenmeye çalıştık. Kendimiz için küçük ama insanlık için büyük bir adımla başlamıştı hayat sahnesindeki rolümüz. O küçük adımın devleştirdiği insanlardık. Kendi gölgesinden korkacak hale geleceğimizi bilmeden. Sevmelerimiz yarım, aşklarımız menfaate bağlı, emeklerimiz talan, hayallerimiz yalan olmuştu. Anlayacağınız her noktada bizleri devirmek için bekleyen zorluklar vardı. İyiliğin cezasız kalmadığı bir dünya vatandaşı olmaktan istifa edip, en sonunda da umutlarımızı pamuk ipliğine bağladık. Kafamızı nereye çevirsek bizi yolumuzdan çevirmek için erken uyarı işaretleriyle doluydu her yer. İyi olma ezilirsin. Gülme çok ağlarsın. Çok sevme terk edilirsin. İyi niyetli olma yalnız kalırsın. Azimli olma her şey başına kalır. Güçlü durma yoksa ömür billah öyle kalmanı gerektirecek olaylarla boğuşur kalırsın. Her şeye kulp buldular fakat şu insanlık nasıl düzelecek diye kimsenin kafa yorduğunu görmedim. Herkes nasıl diken olunacağı konusunda uzmanken gül olmaya kimsenin cesareti yoktu. Her taraf tarif veren reçetelerle doluydu, ama iyileşen bir şey yoktu. Aksine hayatımızı istila eden karmaşanın giderek daha da arap saçına dönüştüğünü dehşetle izlemekteydik.
Yüreğimize vurduğumuz prangaların pası düşlerimize sıçramıştı. Hayallerimiz olanca gücüyle irtifa kaybederken bizi kendimize getirecek bir şeylere ihtiyacımız vardı. Fazla uzaklara gitmenize gerek yoktu. Çünkü aynaya bakmanız yeterliydi. İnsan, gücünü varlığından almalıydı. Tırnağı kırılınca ağlayıp zırlayanlardan olmamak için kendinizi yetiştirmeniz gerekiyor efendim. İsviçre çakısı gibi olmak zorundasınız. Çünkü hayatın sizlere yapacağı sürprizleri tahmin etmek kolay olmuyor. O yüzden durumun vaziyetine ağlayacağınıza durumu nasıl düzeltebilirim diye çareler bulmaya odaklanmalısınız. Şunu da aklınızdan çıkarmamak da fayda var. Şu an ne yaşıyorsanız o şey sizin içinizde sizi geliştirmek ve sizi size getirmek için mücadele etmeniz gereken durumdur. Kabullenin ve kaldığınız yerden devam edin lütfen. Bir bardak suda boğulacağınıza okyanuslara gönüllü olun. Kendinizi pamuklara sarıp sonra hayatınızda olmasını istediğiniz her şeyin pamuk ipliğine bağlı olmasından dem vurmayın. Sizleri Nietzsche’nin şiirinden bir dörtlükle baş başa bırakıyorum.
Kim üzebilir seni senden başka,
Kim doldurabilir içindeki boşluğu, sen istemezsen
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen
Kim yıkar, yıpratır, sen izin vermezsen
Kim sever seni sen kendini sevmezsen..
Her şey sende başlar.. biter
Yeter ki yürekli ol tüketme
Tüketme içindeki yaşama sevgisini
Ya çare sizsiniz, ya da çaresizsiniz
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
gazete manşetleri
öne çıkanlar