Skip Navigation Links

Sessiz Olun Uyuyoruz!

Herkes telaş içinde. Aman yarabbi sanırsın hayatlarının son günlerini yaşıyor

seda ağçam

Gazete Köşesi   A+a-

Herkes telaş içinde. Aman yarabbi sanırsın hayatlarının son günlerini yaşıyor gibiydiler. Ama baksan bu telaşın içine kendini bulanı değil kaybedeni görürsün. İnsan diyorum kimdi? Doğan, büyüyen, sonrasında ölen biri için çok mu anlamlar yükledik acaba? Etten kemikten bir varlığın bazen masumane bazen de zalimane düşünceleriyle yeri yerinden oynattığı bu koskoca dünya denen sahnede gerçek neydi yanlış neydi bunlardan öte bunları kim bilebilirdi? Ortasında bırakıldığımız arapsaçının düğümünü kim çözecekti? Soru fazla cevap azdı. Derken insan evladı başıboşluğu icat etti. Nasılsa birinin yükü fazlaydı. Her şeyi halledebiliyordu madem, kendine ait sorumluluğu da ona attık mı oldu da bitti maşallah.
Aslında tanımı da tarifi de yoktu insanın. Kurmalı bir saat gibiydi tıpkı. Zamanı gelince kendini hatırlatan. Ağır sorumlulukları, ödemekle bitmeyecek bir günahın bedeli gibiydi. Şeytan ruhunu bize emanet etmeden evvel güzel bir yaşamın bir yerlerde bizi beklediğine dair inancımı diri tutabilirdim. Fakat ne zaman ki kıyıya vuran bir bebeğin cansız bedenini gördüm. İşte o zaman, insanlığımın pek de bir şeye yarar olduğunu zannetmemeye başladım ya da insanlık dozunu az alığımız sonucuna vardım. Gelene ağam gidene paşam diyen bir sistemin kölesi olduğumu fark ettiğimde söylenecek sözlerimle kimsenin işi olmadığını anladım. Herkes nasılsa bir yol buluyordu. Yolunu bulmak, kendini bulmaktan daha önemli olduğu için hiç kimse sizin yüreğinizin temiz olup olmadığıyla değil ne kadar işine yarayacağınızla ilgileniyor.
Oysaki kır papatyasının güzelliğini doyasıya seyretmek isterdim. Gülün zarifliğine bakıp ihtişamıyla büyülenmek isterdim. Sahaftan aldığım tozlu bir kitaptan rastgele açacağım sayfadan bulduğum eski cümleyi okumak isterdim yanımdakine. Aşkın bedenden ibaret olmadığını anlatmak isterdim mesela. Aslında o kadar çok şey vardı ki yapılacak ama biz ne yaptık? Akışına bıraktık. Mücadeleyi aman boşver’e sattık. İyiliği kelepir fiyattan kötülüğün enayisi yaptık. Hayallerimizi tabuta koyup ardımıza bile bakmadık. Sevgiyi vitrinlere koyup parası olanın alacağı hale getirdik. En kötüsü de insanlığımızı yakarak hayallerimizi ısıttığımızı kılımız kıpırdamadan izleyerek ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi kaldığımız yerden devam ettik. Daha neler neler..
Zaman ayırmanın bir insanın verebileceği en değerli hediye olmasına karşılık karşıdakinin bunu idrak edecek kapasitesi olmadığından başka şeylerle meşgul olması tam anlamıyla tekâmül edemediğimizi gösterir. İllet gibi yayılan, narkoz gibi bizi uyuşturan nesnelere karşı ne kadar da dayanıksız olduğumuzu bir kez daha ispat ettik kendimize. Yeryüzü halifesi sıfatıyla ortalıkta dolaşan varlık aslında kendinden bile bihaberdi. Lafügüzafa gelince mangalda kül bırakmayan nevi-i şahsına münhasır insancığımız ne zaman ki elini taşın altına koyması istenir, bir bakmışsınız toz olmuş. Hiçbir şey etkilemiyor artık bizleri. Yanımızda bomba patlatsalar yaşarsak takdir-i ilahi deyip devam ediyoruz. Daha düne kadar gencecik bir kızın sırf canı öyle istiyor diye öldürüldüğüne şahit olduk. Ne ara bu kadar kirlendik biz? Zaten bir önemi yok değil mi dün dündür bugün bugündür mantığıyla, bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetiyle yaşamanın kılcal damarlarında yer bulak kendimize ne ala.
Hâlbuki ey insan sen düşünen olmalıydın düşen değil. Sen evrensel olmalısın yerel değil. Söylediklerim bir kulağından girip ötekinden çıkıyor ama sırf senin bu umursamazlığın yüzünden yarına çıkmayacak milyon neden sayabilirim. Bencilliğinden başka meziyeti olmayan senin maddi değerleriyle kendini bir şey sanmana karşılık erdeminden başka bir şeyi olmayan biri olarak daha ne kadar direnebilirim bilmiyorum. Yorgunum çünkü yorgunluğumun anlaşılmamam gibi bir nedeni var. Yorgunum çünkü kimsenin kimseyi umursamadığı bir devire denk geldim. Bazı insanlar bir kelime darbesiyle ölürler. Şimdilerde ise değil ölmek, kimseye tek bir mana bile söylemiyor kelimeler. (Murathan Mungan)
Velhasılıkelam iyi uykular herkese, sessizce geçip gidenler olacaktır aranızdan. Ruhunuz bile duymadan. Herkesin ortak rahatsızlığı olduğunu fakat bu hastalığın çaresini söyleyeni dokuz köyden kovacakları için sessizce içine kapanan, kimseye fısıldanmayacak kadar beklentiler biriktireceğiz içimizde. Kim demişti beklentiler yaralar diye işte tam da oradayız. Bir avuç insanın mutluluğuna ve egosuna çalışan milyarlarca insana karşılık yaralanacağız ama gökyüzü kefenine sarılmış mezarsız ölüler olarak yaşamaya devam edeceğiz. Nefes almaksa sadece yaşam herkese bol nefesler dilerim. Oksijeniniz bol olsun.Kalın sağlıcakla….
 
 
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
makale kategorileri
Narin Restaurant 
öne çıkanlar