Skip Navigation Links

Huyumdur Hep Ölürüm

Küresel olarak zor zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde, insan olmanın zorluğunu bir kez daha öğrendiğimizi sanıyorum.

seda ağçam

Gazete Köşesi   A+a-

Küresel olarak zor zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde, insan olmanın zorluğunu bir kez daha öğrendiğimizi sanıyorum. 12 yüzyılda çiçek hastalığından başlayarak tifo, kolera, tifüs, dizanteri, deli dana, ebola, Kırım Kongo, AIDS , Ebola ve şimdi de meşhur COVID-19 gibi küresel hastalık ve salgınları hastalıktan başka bir boyutta düşündüğünüz oldu mu hiç? Durup dururken hayatımıza giren mikron boyutundaki virüs dünyayı dize getirdiğine göre azıcık beyin fırtınası ile sanırım hastalıktan öte başka görevleri de var diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Şehir efsanesi olmasını dilediğim bu düşüncemin doğruluğuna inanmamı sağlayan durum ise Bill Gates’in TED konferansında yaptığı konuşma sırasında dijital bağışıklık adını dillendirmesi insanlığı yeni bir sisteme mi hazırlıyor sorusunu akıllara getirdi. Aslında şunu demeye getiriyor insanları dijital olarak takip edecekleri çip üzerinde çalıştıklarını ve bu yöntemle insanların nabzını ölçmeye yönelik dil sürçmesi adı altında bilinçaltımıza bu durumu enjekte etmesidir. Bill Gates ‘in demesiyle mi insanlık bu duruma getirilecek diye düşünenlere şunu hatırlatmak isterim. Bill Gates 110 milyar dolara varan servetiyle dünyanın en zengini ve para da her kapıyı açtığına göre boşlukları doldurmak sanıldığı gibi zor olmasa gerek. Dünyanın en zengin işadamı Gates, Meksika’nın en büyük ikinci içecek grubu Femsa’nın yüzde 3’ünü satın aldı. Gates, aynı zamanda dünyanın en büyük en büyük ikinci Coca Cola şişeleme tesisine sahip olan Femsa’ya 392 milyon dolar ödedi. Bu yatırımları insanların kaşı gözü hatırına yapmıyor. Vardır bir bildiği değil mi? Şekerli içeceklerin insan sağlığı üzerine etkilerini tartışmaya gerek yok sanırım.
Küresel efendilerin insanlığa yön veren hamlelerini başka şekilde değerlendirmek gerekiyor. Savaşları, hastalıkları, görünmez el yardımıyla insanlığı bir heykeltıraş gibi yontup bizleri her daim yönlendirmeye çalışıyorlar. George Orwell’ın 1984 kitabını okuyanınız bilir. Siz sanıyor musunuz ki, bu tür romanlar yazarın hayal gücüne dayanarak yazılıyor. Sanmayın. Bir yolunu bulup bizi bekleyen geleceğin senaryosunu okumamızı istiyorlar. Uzun zaman alacak olsa da teknolojiyle yatıp kalktığımız bugünlerde yapay zekanın neler yapabileceğini tekrar hatırlamanızı isterim. Hele ki insan eliyle hazırlanan yapay zeka programlarının kendine ait farklı iletişim kodları ile kendilerine ait bir dil geliştirmesi gelinecek noktalar arasında insanları hayretten çok korkuya sevk ediyor.
Velhasıl-ı kelam zenginin malı züğürdün çenesini değil artık beynini yormalı ki insan neye evrileceğini tahmin edebilsin. En uzun yolculuk beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuktur. Affetmek, bunun en kestirme yolu ise bize sürekli ölmeyi ya da kölelik düzenini öngören bir avuç gözünü hırs bürümüş bu tür insanları affedebilir miyiz bilmiyorum. Çünkü onlar kalbimizden geçeni değil sadece nasıl düşünmemizi istedikleriyle ilgileniyorlar. Aklından geçen tek bir şey var. O da bizlere ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir. Biri ölüm mü dedi? HUYUMDUR HEP ÖLÜRÜM. Onların da bu tür düşüncelerinin ölmesi dileğiyle hoşça kalın….
 
 
 
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
makale kategorileri
Narin Restaurant 
öne çıkanlar