Skip Navigation Links

“BİLİNÇLİ OKUR” OLMAK

Ülkemizde kitap okuma oranının git gide azalmaya başladığını görüyoruz.

Asena Kurt

Gazete Köşesi   A+a-

 Ülkemizde kitap okuma oranının git gide azalmaya başladığını görüyoruz. Daha doğrusu kitap satın alma ne kadar artıyorsa kitap okuma oranı da bir o kadar azalıyor ne yazık ki. Çünkü görünen o ki artık amaç kitap okumak değil, sürekli kitap satın alarak kendine ait bir kütüphane oluşturmak.
Tabi ki kitabı satın alıp okuyup bitirdikten sonra yenisini satın alanlara lafım yok. Bu bahsettiğim mesele maalesef ki kütüphanecilik anlayışını da köreltmeye başladı. Şimdilerde yeni neslin kütüphaneden kitap alıp okuduğuna çok nadir rastlanır oldu.
Sanal ortamlardan kitap okumayı söylememe bile gerek yok sanırım! Kitaba dokunmanın, sayfalarını çevirmenin, kokusunu almanın keyfine varamamak çok üzücü.
Kitap okumayan ya da içerik açısından verimli olmayan (nitelikli kitap kategorisine girmeyen) kitapları okuyan bir gençlik yetişiyor ne yazık ki... Sabahattin Ali’,Refik Halid Karay’ı, Halide Edip Adıvar’ı, Hüseyin Nihal Atsız’ı, Reşat Nuri Güntekin’i ,Ahmet Hamdi Tanpınar’ı ve daha nice çok kıymetli yazarlarımızı, şairlerimizi tanıyan geçlerimizin sayısı maalesef ki parmakla sayılacak kadar az. Evet zihinler dolu. Ama bilgiyle değil, yeni fikirlerle değil, romanlarla, denemelerle, makalelerle değil, zihinler sanal ortamın sınırladığı çizgiden ileri gidemeyen, sınırlı düşüncelerle dolu… Saygıdeğer bir büyüğümüzün bir sözünü yazmadan geçmek istemiyorum. “Bizim çocukları kitap okumak sıkar, ama kavga var dersen, Ayrancı'dan Kızılay'a koşa koşa gelirler.” Gerçekten öyle değil mi? Gençlik git gide fikirle değil küfürle kendini ifade eder oldu. Yoldan geçen herhangi bir genci durdurup Yaşar Kemal’in “İnce Memed” romanındaki karakterlerden birini söylemesini istesek öylece susup kalır. Ama tuttuğu takımın kadrosunu saymasını istesek eksiksiz bir şekilde sayar.
Eğer gençler bu şekilde İlimden, kültürden, bilgiden bihaber bir şekilde yaşamaya devam ederse, kültürümüzün izleri git gide azalmaya başlar. Birkaç yıl sonra olayın ciddiyetinin farkına varmış oluruz ama o zaman da kalan kırıntıları birleştirmeye çalışmaktan başka çare kalmaz. Bu yazımdan öncesinde yazdığım “Milli Değerimiz: Türkçemiz” başlıklı yazımda da dilimizde kullanılan yabancı kelimelerle dilin yozlaştığına değinmiştim. Bu yazımın teması da ona yakın olarak, yeterince ve nitelikli kitap okumamanın getirdiği kültür yozlaşması oldu.
Demek istediğim; Bana göre toplumda var olan her kesim, geçlerin her türlü davranışından sorumludur. Çünkü kendilerine rol model olarak aldıkları her bir birey aslında onların geleceklerine, kişiliklerine ışık tutan kişi olmaktadır. Gençleri düzeltmek, toplumu düzeltmekten gelir Toplumu düzeltmek ise, toplumun en küçük birimi olan aileyi düzeltmekten gelir.
Öyleyse önce kendi ailemiz içinde ‘nitelikli’ kitap okuma etkinlikleri düzenleyerek çocuklarımıza ‘nitelikli’ kitap okuma alışkanlığı kazandırıp bilinçli okur haline getirelim ki gelecekte bilinçli, kültürlü, bilgili, küfürle değil, fikirle kendilerini ifade eden bireyler olmalarını sağlayalım. Böylelikle toplumuzun temelini gençlerimizin taze fikirleriyle daha da sağlamlaştıralım.
Kitap kokusunu alarak, sayfalarına dokunarak içindekileri zihinlerimize kazıyarak , kendini daha hür ifade edebilen bireyler yetiştirmek dualarımla.
Sağlıcakla kalın…
Asena Kurt
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
makale kategorileri
öne çıkanlar