Skip Navigation Links

Kendi Engelimizi Kaldırıp,Engellilere Çare Olmalıyız

Kendi Engelimizi Kaldırıp,Engellilere Çare Olmalıyız

Av. Gamze Gökpınar

Gazete Köşesi   A+a-

 Dünyamızın sosyolojik durumu değerlendirildiğinde birbirinden farklı olan ve din, mezhep, dünya görüşü, cinsiyet, fırsat eşitliği, ekonomik statüsü ve diğer benzerliklerine göre gruplara ayrılan insan toplulukları olduğu görülecektir. Bu gruplardan biri de ''eşitlik'' noktasında ciddi olumsuz sonuçlara maruz kalan “engelliler” isimli topluluktur. Tabi ki bu grup ismi sınıflandırılmasının tek sebebi, hayatın onlara yaşattığı kısıtlamalardır. Ellerinde olmayan sebeplerle, yaşamın her bireye tanıdığı hak ve imkanlardan, daha azı ile olumsuz koşullarda hayatlarını idame ettirmeye çalışan engelli bireylerimiz, ne yazık ki bu olumsuz koşullardan birçok zarar görebilmektedirler. İşte bu sebeple gerek ulusal gerekse de uluslararası mevzuatta ''her alanda eşitlik'' adı altında birçok yasal düzenleme yapılmıştır. Ancak söz konusu hakların uygulanması noktasında halen ciddi sıkıntılar yaşanmasının önüne geçilememiştir.
Türk hukukunda öncelikle normlar hiyerarşisinin en üst kademesi olan Anayasa ile engelli haklarına ilişkin düzenlemeler mevcut olduğu gibi, Anayasa'yı temel alan 5378 Sayılı Engelliler Yasası ile de engelli haklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bununla birlikte yine engelli kamu personellerine ilişkin 2014 Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı Yönetmeliği adı altında engelli çalışanlara iş hayatında tanınması gereken hakların uygulanmasına ilişkin bir yönetmelik de söz konusudur. Tüm bunlarla birlikte engelli bireylerin uluslararası platformda temel hak ve özgürlüklerini teminat altına almak amaçlı olarak kabul edilen “BM Engelli Hakları Sözleşmesi”ne taraf olan devletlerden biri de Türkiye'dir. Bu uluslararası sözleşme ile engelli haklarına ilişkin neredeyse her ayrıntı özümsenerek işlenmeye çalışılmıştır.
Bahsi geçen uluslararası sözleşmede, fizyolojik durumdan kaynaklı olarak sağlanamayan tam eşitliğin, sosyolojik ve hukuki anlamda en üst çerçevede sağlanması amaçlanmıştır. Sözleşmede engelli bireylerin yalnızca hakları değil onurları da koruma altına alınmıştır. Örneğin; engelli bireylere toplumda birer birey olarak anlam ifade ettiklerini hissettirecek, örgütlenme hakkının tanınması, kişisel gelişimlerini tamamlamalarına olanak tanınması, kişisel bütünlük sağlamaları için her türlü imkanın sağlanması engelli bireylerin onurunu güçlendirmek noktasında önemli adımlardır. Engellilerin haklarını ve onurunu güçlendiren ve koruyan kapsamlı bir uluslararası sözleşmenin engellilerin ağır sosyal dezavantajlarının ortadan kaldırılmasına ve onların medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel ortamlara eşit fırsatlarla katılımının teşvik edilmesine, hem gelişen hem de gelişmekte olan ülkelere katkı sağlamasını amaçlayan bir sözleşme ortaya konulmuştur.
BM Engelli Hakları Sözleşmesinin Başlangıç kısmında, “Engelliler için Dünya Eylem Programı ve Sakatlar için Fırsat Eşitliği Konusunda Standart Kurallar”da yer alan ilke ve politika önerilerinin, engellilere fırsat eşitliği sağlanmasına yönelik ulusal, bölgesel ve uluslararası seviyede politikaların, planların, programların ve eylemlerin geliştirilmesi, tasarlanması ve değerlendirilmesine katkısının göz önünde bulundurulması ifade edilerek, engelli bireylerin fırsat eşitliği noktasında, en ayrıntılı şekilde izahatta bulunulmuş kurallar da bu kapsama alınmıştır. Söz konusu fırsat eşitliğine ilişkin standart kurallardan kasıt; engelli haklarına ilişkin kuralları günlük hayata uyarlama noktasında biçimlendirme, tıbbi yardım, rehabilitasyon, ulaşılabilirlik, özel eğitim, istihdam, örgütlenme hakkı , aile hayatı, kişisel gelişim , kişisel bütünlük ve sair birçok alanda eşitlik sağlamak noktasında harekete geçilecek eylemlerde bulunmaktır. Bu eylemlerde bulunmak için başta devletin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi elzemdir.
Tüm bu sebepler değerlendirildiğinde; söz konusu sözleşmeye taraf olan ülkemizin de, mevcut yasal düzenlemelerine ek olarak sözleşmenin her hükmünü daha çok özümseyen yasal düzenlemeler yapması engelli bireylerin hukuki anlamda daha çok korunacağı anlamına gelecektir. Bununla birlikte yasal düzenleme yapmanın yetersiz kaldığı noktalarda özellikle toplumun bir arada olduğu alanlarda ve engellilere tanınması gereken iş imkanları noktasında, yasal düzenlemelerin uygulanmadığı durumlarda ciddi yaptırımlar söz konusu olmalıdır ki; yasal düzenlemelerin uygulanabilirliği arttırılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki her bireyin eşit şartlarda ve eşit imkanlarda yaşamasını sağlamak ne yazık ki yalnızca hukuki düzenlemeler ile sağlanamaz. Elbette hepimizin bunu sağlamakta ciddi sorumlulukları söz konusudur. Bu sebeple üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmemiz, her bireyin eşit şartlarda yaşayacağı günlere bir adım daha yaklaşmamızı sağlayacaktır.
 
Stj. Av. Gamze GÖKPINAR
 
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
öne çıkanlar