Skip Navigation Links

Bize İnanın!..

Son zamanlarda yaşananlar korkunç.

Av. Gamze Gökpınar

Gazete Köşesi   A+a-

Her anlamda bu ülkenin birer bireyi olarak mağdur ediliyoruz. Toplumda ''Bana dokunmayan yılan bin yaşasın...'' felsefesi ile yaşayan birinin bulunduğuna inanmıyorum. Bunun mümkünatı da yok zaten. Bu ülkede insanlar açlıktan ölüyor, bu ülkede kadınlar katlediliyor, hatta bu ülkede çocuklar cinsel istismara uğruyor. Hem de çoğu zaman çok yakınları, dedeleri, amcaları, dayıları, ağabeyleri, öğretmenleri ve hatta onları korumakla yükümlü ebeveynleri tarafından... En korkuncu da bu değil mi zaten?
Çocuğa yönelik cinsel istismarın ciddi seviyelere ulaştığı ülkemizde çocuklar çok küçük yaşta ağır bir travma ile karşı karşıya kalıyor, sonra toparlaması hiç mümkün olmuyor. Bazen yaşadığı korkunç şeye dayanamayıp eylem esnasında hayata gözlerini yumuyor, bazen yaşadığı şeyin ne olduğunu kavrayınca intihar ediyor, bazen de yaşadığı şeyle hayatta kalmaya çalışırken kimlik oluşturmak noktasında sıkıntılar yaşıyor. Belki yaşadığı şeyi, olay anını beyninden silebiliyor ama bilinçaltında yer edinen etkileri hayatının her yerinde karşısına çıkıyor.
Bu durumun çocuklar üzerindeki psikolojik etkisi kadar ülkemizde hukuki anlamdaki kararlar ve bu neticedeki etkileri de korkunç. Çocuğun cinsel istismarına ilişkin alınan kararlar yok artık, dedirtmeye başladı. Yeterli delil, somut gerekçeye rağmen tutuklama kararı verilmeyen emsal yüzlerce karar var…
Çocuğa yönelik istismara ilişkin gerçekleşmiş olan ve suç unsuru içeren eylemler neticesinde çocuğun beyanının esas alınması gerekmektedir. Ancak yüzlerce prosedür gerçekleştikten sonra çocuk daha da mağdur olmasına rağmen bu eylemi gerçekleştiren kişiler girdikleri cezaevi kapısından ertesi gün çıkabilmekteler.
Dosya kapsamındaki tüm deliller incelendiğinde ve özellikle çocuğun psikolojik durumuna ilişkin pedegog yorumu içerir Adli Tıp Raporu da değerlendirildiğinde ''çocuğun bu konuda yalan söylemesini gerektirir bir durum'' olmayacağı zaten anlaşıldıktan sonra dahi tutuklama kararı verilemeyebilmekte. Yaşadığı şeyin ne olduğunu adlandıramayan, yalnızca duyduğu rahatsızlık sebebi ile içine kapanan, bir şekilde ortaya çıktıktan sonra dahi dinlendirmekten çekinen çocukların böyle bir konuda yalan söylemesinin mümkün olmayacağı düşüncesindeyim.
Tüm bunlara rağmen yine de tutukluluğu gerektirir yeterli delil ve somut gerekçelerin varlığı aranmaktaysa da, bunların mevcudiyeti halinde dahi tutukluluk kararı verilmiyor olması, bu tutumun; tamamen hükümetin siyasi ideolojisi ile hukuk kesişiminin kötü bir meyvesi olduğunun göstergesi.
Zira daha çok yeni bir tarihte Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişiklik ile çocuğun cinsel istismarında tutuklama kararı verilebilmesi için SOMUT DELİL aranacağına ilişkin hüküm getirildi. Sanki haksız tutuklamaların ardı arkası kesilmiyor, çocuklar önüne gelene iftira atıyor, çocukların kendilerine bunu yapan insanlarla büyük dertleri var, çocuklarda öç duygusu gelişmiş gibi adeta çocuklar cezalandırılıyor.
Çocukların yaşadıkları bu korkunç şeyi biri ile paylaşması bile ne kadar güç, ne büyük cesaret, nasıl bir yük düşünebiliyor musunuz? Düşünemez, kendinizi onların yerine dahi koymak istemezsiniz... Bana inanmayacaklar, bana kızacaklar, ya beni suçlarlarsa, beni artık sevmezlerse... Küçücük bedenleri ile kocaman yükler taşıyan çocuklar insanları yaşadıkları şeye ikna etmeye çalışırken bile ne kadar zorlanıyor ve yıpranıyorlar. Şimdi de yargıyı ikna etmek için somut delil biriktirmek zorundalar... Ne zor görüyor musunuz o küçücük bedenler için adalet aramak? Hangisi cesaret edip bu yola girebilecek peki artık? Hangisi ona bunu yapanın cezalandırılmasını isteyebilecek. Hangisi bu yolu sonuna kadar yürüyebilecek?
Kulaklarımda yankılanıyor mağdur bir çocuğun annesinin anlattıkları... '' Anne yalvarırım ablama inan! Anne yalan söylemiyoruz, yemin ederim bize bunu yaptı anne...Anne bize inan!'' dedi bana 6 yaşındaki oğlum, demişti. Bu çocuklar annelerini inandırmak için bile bu kadar çırpınırken, sizce yargıyı ikna edebilecek gücü kendilerinde bulabilecekler mi?
 
 
Stj. Av. Gamze GÖKPINAR
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
öne çıkanlar