Skip Navigation Links

İyilik Yap Denize At Balık Bilmezse Halık Bilir

Recep Ekinci'den Mevlana'nın vefatının (vuslat) 745.yıldönümü anısına

Recep EKİNCİ

Gazete Köşesi   A+a-

 İnsanlar çağlar boyu belli bir amaç için yaşamışlardır.
Bazı, insanlar her daim kötülüğe maruz kaldıkları için sürekli kötü düşünür ve kötülük yaparlar. Bazı insanlarda kötülüğe maruz kalsalar dahi; iyilik elçileri gibi her daim iyi düşünür ve etraflarına iyi davranarak, huzur ve mutluluk yayarlar. Bu davranışlar kişinin kötülüğe veya iyiliğe maruz kalmalarından çok, aile ve kişisel davranış biçimlerini yansıtır.
İyi düşünmek, doğru, dürüst davranmak bir ve tektir. Kötü düşünmek ve kötülük yapmak bir ve tek olmayıp birçok versiyonu içinde barındırır.
Doğruluk ve dürüstlük (güzel davranmak) insanın bozulmamış doğal halidir.
İnsan davranışlarını bozan ise; ailesel, çevresel, maruz kaldığı davranışlar ve en önemlisi, dünya hayat mücadelesinde, yenik düşmek veya yenik düşeceği kaygısını taşıyor olmasıdır. İnsanların her türlü kötü niyet ve davranışlarına karşı iyi düşünmesi, iyilik yapmayı hatta kişisel kötülük yapana dahi iyilik yapmayı yılmadan usanmadan sürdürmeli.
İyilik yaparak kötülük yapanların sayısını azaltabiliriz, iyilik yapanların sayısını çoğaltabiliriz. İyi düşünüp iyilik yaparken (enayi durumuna düşmeden) iyiliği bir menfaat için, bir karşılık beklemek için yapmamalı. İyilik ancak, iyiliği yaygınlaştırmak, emsal teşkil ettirmek için yapılmalı.
Bunca iyilik yapılmasına rağmen, karşıdakilerin kötülük yapma girişimleri, iyilik yapana maddi, manevi bir zarar vermez. Olsa olsa kötülük yapana ve kötü olanlara maddi-manevi zarar verebilir.
Hiçbir kötü davranış iyiliğe zarar veremez ve yerini alamaz.
Kaldı ki; iyilik düşünen ve iyilik yapanın biyolojik bedeninde farklı kimyasal oluşumlar meydana gelmektedir. İyilik yapan hatta iyilik düşünen (iyilik yapmışçasına) kişinin bedensel biyolojik yapısında şöyle olumlu oluşumlar meydana gelir; Beyin hipotalamusu, hipofiz bezine endorfin, serotonin (mutluluk ve iç huzur) ve melatonin (uyku hormonu) sentezlemesini emreder. Sentezlenen bu üç hormondan dımetiltriptofan oluşur. Bu hormondan da GROWTH (büyüme, yenilenme) hormonu meydana gelerek, kişinin iç huzurlu, mutlu ve güzel uyuması ile oluşan growth hormonu meydana gelerek, kişinin daha sağlıklı ve genç kalmasını sağlar. Bu nedenle çocuklar (çocuklara uyusun da büyüsün) uyuduğunda, Growth hormonu sentezlenerek çocukların büyümesi gelişmesi sağlanır.
TÜM İYİLİKLER İNSANIN; MUTLU, HUZURLU ve EN ÖNEMLİSİ SAĞLIKLI OLMASINA (kanser ve benzeri illet hastalıklardan korunmasına) VESİLE OLUR.
Bunun aksi olan kötü düşünen, kötü davranışlar sergileyen, kin ve nefret duygular besleyenlerde, öfke patlaması yaşayan kişilerde ise hipotalamus hipofiz bezine emirler yağdırırcasına; beyin bariyerini kapatması için lesitin sentezlemesini emreder. Sentezlenen lesitin beyin çevresindeki bariyeri oluşturarak, beyni olabilecek olumsuz gelişmelerden korumaya alır. Beyin bariyerini kapattıktan hemen sonra, böbrek üstü (adrenalin) bezine, adrenalin ve noradrenalin hormonları salgılanmasını emreder. Adrenalin bezinde sentezlenen adrelain ve noradrenalin hormonları kana karışarak, başta kalp olmak üzere kalpte çarpıntıya neden olur.
Eklemlerin daha aktif olabilmesi için adrenalin eklemlerde birikir. Bedende, güç ve kuvvet oluşur. Ancak oluşan güç ve kuvvet beyin tarafından yönetilemez çünkü beyin bariyerini kapatmıştır. Beyin görevini orbital kortekslere (yalancı beyine) devretmiştir. Bu nedenle bedendeki, güç ve kuvvet kontrolsüz bir güç olarak şuursuzca kullanma dönüşmektedir. Kısacası; adrenalin, noradrenalin, aldosteron ve kortizol denilen hormonların kanda ve bendende fazla oluşumu, başta kalp hastalıkları, kan hastalıkları olmak üzere beyin hücre yorulmasını ve kötü hastalıkların oluşmasına ortam hazırlarlar.
Kötü düşünmek ve kötülük yapmak insanı, itibarsızlaştırır, sosyal çevrede güvensiz yapar, en önemlisi de kendi çocuk ve çevresine kötü örnek olarak, kötülük yapmış olacaktır.
Dosttan çok düşman sahibi olacaktır. KOZMİK YASASI
Enerjiler neşrolduğu kaynağa, katlanarak geri döner.
Kin ve nefret duyguları öfkeyi doğurur, öfkede kötülüklerin anasını oluşturur.
İnsan öfkelenip kötülük yaptığı hatta düşündüğü anda; beyin beta (kötü) dalgasını yayar. Diğer taraftan negatif enerji oluşturur. Beta dalgası ve negatif enerji, insan bedenine birçok olumsuzlukların yanı sıra, hastalıkların başlamasına, var olan hastalıkların daha da kötü sonuçlar doğurmasına, en kötüsü de; lenf bezlerinin (bağışıklık sisteminin) hastalanmasına neden olur. Lenf bezleri tün vücudumuzu tüm hastalıklardan (mikrop ve virüslerin yaşamasını, çoğalmasını engelleyerek) korurlar.
İyilik düşünen, iyi olanlarda ise beyin otonom olarak alfa dalgası (faydalı enerji) yayarlar. Diğer taraftan beyin pozitif (sağlıklı) enerji neşreder. Beyin alfa dalgası ve pozitif enerji neşrettiğinde, ruh ve biyolojik bedenimiz daha sağlıklı ve daha genç kalacaktır.
Biyolojik bedenimizin zaruri ihtiyacı olan serotonin, dopamin ve oksitosin hormonlar sentezlenecektir. Serotonin, dopamin ve oksitosin; akıl, beyin ve beden sağlığımız için çok önemli üç hormondur.
İyi düşünüp, iyilik yapan hem bedenine, hem de çevresine (tüm canlılara) faydalı olurken, kötü düşünüp, kötülük yapanlar hem bedenlerine, hem de çevresindeki canlılara zarar verecektir.
Kaldı ki; iyi olanın hiç kimseye maddi, manevi borcu olmazken, her daim alacaklı, affedilmeye muhtaç değilken; kötü olanın, kardeşi dahil, aile ve çevresindekilere her daim borçlu ve her daim affedilmeye muhtaç biri olacaktır.
İyilik düşünen, iyilik yapan; biyolojik, akıl ve ruhsal bedenini sağlıklı kılar.
Kötülük düşünen, kötülük yapan ise biyolojik, akıl ve ruhsal bedenine, hastalık davet eder. - Afeden (iyilik yapan) yücedir, - o Affedilen (kötülük yapan) cücedir,
En (affeden) yüce olan ise Allah'tır.
HZ. MEVLANA'DAN KISSADAN HİSSE BİR HİKAYE
Hz. Mevlana bir Cuma günü, Cuma namazından sonra müritleri ile birlikte dergaha doğru giderken; duvar dibinde yarı sızmış birine (Selamün Aleyküm diye) selam verir ve yürümeye devam eder.
Sarhoş olan zat, bu selamın bana mı diyerek seslenir.
Hz. Mevlana “ Allah'ın kulu olan sana, Allah'ın selamını verdim” der.
Sarhoş, Hz.Mevlana gibi birinin kendini adam yerine koyarak Allah'ın selamını vermesine hem çok şaşırır, hem de duygulanır.
Sarhoş; Aleyküm Selam ve Rahmetullah diye karşılık verir ve hayrola böyle telaşlı telaşlı nereye gidersiniz der.
Hz.Mevlana ile yürümekte olan müritler sarhoşun ayağa kalkıp Hz.Mevlana'ya doğru yürüdüğünü görünce, önünü keserek durdururlar.
Hz.Mevlana, cevap verir, dergaha öğle yemeği yemeye gidiyoruz, hadi bizimle sende gel, Allah ne verdiyse, birlikte yiyelim der.
Müritlerden biri;
Hocam size karışmak haddimize değil ama bu şahıs hem sarhoş, hem hırsız, hem edepsiz hem de dinsiz (zerdüş) biri, toplum tarafından sevilmeyen dışlanmış kötü birini dergaha davet etmeniz ve üstelikte sofranızı paylaşmanız başta bizler olmak üzere toplum tarafından kabul (kınanır) görmez diye itiraz ederler.
Hz.Mevlana bu sözlere karşı şu sözleri söyler; dinsiz diyorsunuz, Allah'ın selamını alacak ve verecek kadar inançlı, beni ve sizleri tanıyacak kadar, ilgili, davet ettiğin sofra benim değil. Allah'ın bizlere rızık olarak verdiği yiyeceklerle donatılmış Allah'ın sofrası, dergah ise böyle yolunu, inancını yitirmişlerin yollarını ve Allah'ını bilmeleri ve bulmaları için hazırlanmış bir mekan, ibadet yeri, kaldı ki sizlerde bu zaat gibi yolunu yitmiş inancını kaybetmiş kişilerdiniz de, bu dergah vesile oldu da, yolunuzu, inancınızı bulmadınız mı?
Allah bu dergahı bizlere geçici dünya saltanatını yaşayalım diye vermedi, bu dergahı Allah'ı bilen ahrete hazırlananlar zaten hazırlar. Bizim onlarla işimiz yok, ahret saltanatına hazırlanalım diye verdi.
Bizler de bu dergah da, böyle insanları dünya nimetlerinden, ahret nimetlerine hazırlayalım diye görevlendirildik,
Kınamayı, kibiri bırakında şu zavallı sahipsiz, sarhoşu sahiplenelim de sahibine (Allah'a) hazırlayalım, belki bu davranışlarımız sayesinde, Allahtan sevap kazanır da ahrette Allah'ın cennetine girmemize vesile olur der.
Müritler sarhoş kişiyi de yanlarına alarak, dergaha giderler, onunla aynı sofra da yemek yerler.
Sarhoş o günden sonra içki içmez, kötülük yapmaz hatta dergahtan hiç dışarı çıkmaz. Zaman içinde örnek, faydalı bir insan olarak dergahın hizmetine dahil olur.
Hz.Mevlana müridi karşısına oturtur ve sonra;
Nasılsın der?
Mürit; başta siz olmak üzere diğer müritler ve bu dergah sayesinde, Allah'ın herkesin Allah'ı olduğunu, dini hepimiz için gönderildiğini, Allah'ın iyi kötü kul (hak eden etmeyen) ayırımı yapmaksızın, her canlıya ayrı ayrı rızık verdiğini, ahlaklı ve dürüst olmanın ne kadar güzel ve hayırlı olduğunu, özellikle de bu dünya da yapılan ve düşünülenin, ahrette karşılığının olduğunu, Allah'ın tüm kullarına iyiliği ve dürüstlüğü tavsiye ettiğini, kötülük ve ahlaksızlığı ise nefsimizin ve şeytanın tavsiye ettiğini öğrendim der.
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
makale kategorileri
gazete manşetleri
öne çıkanlar