Skip Navigation Links

Gerçek Hikaye Bir Avuç Toprak…

Doymak bilmiyordu !

Gökhan GÖKPINAR

Gazete Köşesi   A+a-

O kadar aç gözlüydü ki, midesi patlayana, kusana kadar yiyordu !
Nasıl olsa başkası hesabı ödeyecek diye tıkındı durdu yıllarca…
Cebinden harcamayı hiç sevmiyor, başkası ısmarlıyorsa patlayana kadar yiyordu !
Bir gün sağlığı bozuldu, geçer dedi ve hastaneye para ödememek için gitmedi …
O kadar kötü oldu ki, nefes alamıyordu ama para harcama korkusu ölüm korkusunu bastırıyordu !
 
Servetinin sınırını kendisi bile bilmiyordu …
Altınları bankaya koyup da kira ödememek için evinde zula da tutuyor,
Nakit parasını da vadeli hesapta döviz olarak değerlendiriyordu !
Tapuları o kadar çoktu ki, nerde neyi var kendisi dahi unutmuştu …
 
Tansiyonu, şekeri, kalbi ve farklı hastalıkları nüksetmişti …
Para ödememek için Devlet Hastanesi’nin yolunu tuttu …
Saatlerce sıra bekledi ve sırası gelince doktora muayene oldu, tetkikleri yaptırdı ve sonuçları alınca da yine saatlerce bekleyip doktoruna gösterdi…
Artık sıkıntıları büyümüş, ölüm riski yüksek bir hastaydı !
 
Yine de servetini, parasını düşünüyor ve öyle de mutlu oluyordu…
Ve bir gün çok hastalandı, fenaydı, nefes almakta güçlük çekiyordu…
Bilinci yarı kapalıydı ama ailesi iyi bir hastaneye, profesörlere götürmeye çekiniyordu …
 
Belki de çok sinirlenir, niye bu kadar para verdiniz doktorlara diyebilirdi !
Ailesi de çaresizdi ama çektiği acıları da görüyorlardı…
 
Ve bir gün son nefesini verirken acı acı gülümsedi ve dedi ki;
Bu dünya boş çocuklar, yeyin, için, gezin ve hayatınızı yaşayın…
İnsanlarla paylaşın ki, etrafınızda dostlarınız olsun …
Ama çok geçti artık onun için !
 
Son nefesini verdiğinde etrafında eşi ve çocukları dışında kimse yoktu…
Servetiyle binlerce kişiyi doyuracak gücü vardı ama bir avuç toprakla gitmek zorunda kaldı !
 
Cenazesinde çok az sayıda insan vardı…
Çoğu da kim var kim yok görmek ve ayıp olmasın diye gelmişti !
Taputun başında yabancı birileri duruyordu ve cenaze namazı kılındıktan sonra ailesi ve birkaç kişi dışında taputu sırtlayan olmadı…
Mezarlıkta da kimsesi yoktu !
Yalnız geldi, kimseyle paylaşmadı, biriktirdi, sakladı ve bir avuç toprakla gitti…
 
Sonrası mı?
Eşi ve çocukları bu durumdan ders çıkararak herkesle helalleşti ve geçmişe sünger çekerek yeni bir sayfa açtılar…
Evlerini, sofralarını herkese açtılar, garibanlara yardım ettiler, fakir ailelerin çocuklarını okuttular…
 
Ve bir gün anneleri de öldü…
Cenaze hınca hınç insan doluydu…
Gözyaşları arasında dualar ediliyordu…
Ve yanında sadece bir avuç toprak değil, sevenlerinin dualarını götürdü…
 
Ve bu olay bu coğrafyada yaşandı …
Ve de yaşanmaya devam ediyor…
Hem de İskenderun’da…
Bu örnek gibi yüzlercesi daha bu şekilde yaşıyor ya da yaşadığını zannediyordu !
Faydasızlardı !
Ne kendilerine ne de etraflarına faydaları yoktu …
Hiçbir zaman da olmayacaktı ve bir avuç toprakla yalnız gideceklerdi,
Arkalarından feryat figan ağlayan, dua edenler olmadan …
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
makale kategorileri
öne çıkanlar