Skip Navigation Links

PANDEMİ ÇOCUKLARI

Değerli okurlar, sizlerle pandemi döneminde çocukluk konusunda sohbet etmek istiyorum çünkü konuşmamız gereken şeyler var.

Burak tan

Gazete Köşesi   A+a-

İlk bakışta klişe bir başlık gibi algılanabilir evet, bu aslında her yönüyle incelenmiş, hem tüm dünyada hem de ülkemizde pek çok bilim insanı, pedagog ve eğitimci tarafından araştırılmış bir konu.
O halde neden bu konu? Yok yok merak etmeyin dedim ya sizinle konuşmamız gereken şeyler var. Öyle karmaşık eğitsel terimlere dayalı bir yazı olmayacak.
 
Son zamanlarda popülizmin de etkisiyle üzerine çokça konuşulan, bazı kesimler tarafından aşırı önemsenen ve yüceltilen bazıları tarafından da değersiz, maddeci ve seküler bulunan, birçok sokak röportajının başrolü olan, ‘pandeminin en fazla etkilediğine inanılan’ bir kesim var biliyorsunuz
‘’Z Kuşağı’’.
Peki, bu gençleri bu kadar konuşulmaya değer kılan şey ne?
Cevabı pat diye veriyorum! Bir sonraki seçimde oy kullanacak olmaları.
Hadi canım sen de, bunca araştırma, değerlendirme, açık oturum programları, sadece bu çocukların bir oy değeri taşımasından mı kaynaklanıyor? Beni yanlış anlamayın yapılan araştırmaların, yazılan tezlerin, tespitlerin değeri tartışılmaz. Söylemek istediğim, konunun popülerliğini yitirmemesinin nedeni, iktidarıyla muhalefetiyle doğal olarak bu kuşaktan -sayıları azımsanmayacak düzeyde- oy almak isteyen ve onları daha iyi temsil edeceğini savunan siyasal kurumların her seferinde konuya dikkat çekmeleri.
Her neyse…
Aslında konumuz Z kuşağı değil, Z kuşağıyla ilgili tespitimin bir nedeni var. (Konuya gir be adam!)
Evet, konumuz…
Dijital yerliler olarak da adlandırılan ‘’Alfa Kuşağı’’…
2010 sonrası doğan bu kuşak henüz siyasal ve toplumsal erk mekanizmaları için bir anlam ifade etmediğinden kimsenin gündeminde değil. Bana sorarsanız pandeminin en fazla etkilediği kuşak ‘’Alfa Kuşağı.’’
Bugün birçoğu okul öncesi ve ilkokul döneminde olan bu kuşağın psikososyal açıdan gördüğü zarar tahmin edilemeyen boyutta olabilir.
Amerikalı ünlü psikolog Erikson’a göre erken çocukluk dönemindeki aşırı korumacı ebeveyn tutumları çocuğun kişiliği için gelecekteki en büyük yıkıcı faktörlerden biri olabilir. Bu tutuma maruz kalmış bireylerin başkaları tarafından yönlendirilme eğilimi taşıma, bağımsız karar alamama, girişimcilikten uzak durma gibi olumuz davranışlar geliştirme ihtimali çok yüksek. Bu tarz bireylerden oluşan bir toplumun başarılı ve nitelikli bir toplum olmasını bekleyebilir miyiz? Pandemiyle birlikte hat safhaya çıkan bu korumacı tutumlar, çocukların doğal oyunlardan uzak kalması, akranlarından çok ebeveynleriyle vakit geçirmesi ve oyun etkinliği için fırsat bulduğunda da bunu maske gibi kısıtlayıcı bir nesneyle yapması…
Acilen toplumsal önlemler almak, ebeveynleri bilinçlendirecek çalışmalar yapmak zorundayız. Bu konuya en az Z Kuşağı konusu kadar önem vermeli ve üzerinde durmalıyız. Unutmayalım, Eğitsel müdahaleler oldukça soyuttur ve bazen kazanımlarını ya da zararlarını ancak yıllar sonra görebiliriz.
 
Bizler, Z Kuşağı ile birlikte karar vereceğimiz bir toplumsal düzende yaşayacağız yani onlar bizim kaderimizin ortağı ancak bu ülkeyi, tüm yaşamları 21. Yüzyılda geçecek olan ‘’Alfa Kuşağı’’na bırakacağız. Gelecek için onlara hem korunmuş bir doğa hem hümanist değerler ve de bunları koruyacak eğitimli bir kişilik armağan edelim.
Belki bir sonraki yazımda bu kişiliğin oluşmasını destekleyen uygun ebeveyn tutumları üzerine konuşuruz.
Bir söz var derslerimde, sohbetlerimde mutlaka geçer.
Yazımı, Doğan Cüceloğlu hocama ait bu sözle bitirmek istiyorum:
‘’Çocukluk insanın anavatanıdır.’’
Anavatanımıza sahip çıkalım.
Sevgiler…
Burak TAN
Eğitim Bilimleri Uzmanı
[email protected]/050755991956
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Toplam (1) adet yorum var.
Halit 5 gün önce
Emeğinize sağlık Hocam çok güzel bir konuya değinmişsiniz umarım bu konuyu altlı üstlü eksiği artışı yönleriyle hesaplayanlar vardır umarım yoksa biz velilere büyük sorumluluklar düşüyor.
makale kategorileri
Zubizu-Wolkswagen 
öne çıkanlar