Skip Navigation Links
Gumus-Suv

TARİH TEKERRÜRDEN İBARET

KAVİMLER GÖÇÜ

Recep EKİNCİ

Gazete Köşesi   A+a-

 Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan tarihi bulgulara göre M.Önce 6.000 yılına kadar Arap yarımadasında Sümerler, Akadlar, Babilliler, Asurlular tarafından yaşamıştır. Hz. Ömer döneminde fethedilen bu topraklar İslam kültürünün şekillenmesin de önemli paya sahip olmuştur.
Hz. İbrahim de peygamber olarak bu coğrafyaya gönderilmiştir.
İsrailoğulları, Sümerler ve Akadlar son dönemlerde tarih sahnesinde bu topraklarda boy göstermiştir.
Roma devleti M.Ö IV. Yüzyılın ikinci yarısında İtalya da devlet olmaya başlamıştır. M.Ö 200 de Akdeniz’in batı ve daha sonra Akdeniz’in doğusu ele geçirerek imparatorluk sıfatını almıştır. Altı asır sonra ise Atlantik den, Fırat havzasına kadar olan bölgeyi işgal etmiştir.
Roma devletinin Arap yarımadasındaki işgalleri, katliyamları, ağır vergi toplamaları, Arap yarımadasındasın da yaşayan kavimlerin (Arap yarımadasında yaşanamaz, hale getirilmesi) geçim kaynaklarının ele geçirilmesi nedeniyle; Arap yarımadasından, kavimler halinde insanların Avrupa ve Anadolu topraklarına göç etmelerine neden olmuştur. Durdurulamayan bu göçlerin Avrupa’ya (Roma’ya) kadar gelişini önlemek için, Roma imparatorluğu bir seri tedbirler almaya başlasa da, Roma imparatorluğu Avrupa’daki roma toprakları ile Arap yarımadası toprakları arasına tampon bölge oluşturmak amacıyla, Hristiyanlaşmış Arap kavimleri tampon bölgeye (yarı bağımsız devlet kurdurmak için) yerleştirmiştir. Ancak bu tampon bölgedeki Arap ülke vatandaşları dahi bölgeyi terk edip Avrupa içlerine kadar, kavimler halinde göç etmeye devam etmiştir. Roma imparatorluğu Arap ve Türk uyruklu insanları orta doğu Arap yarımadası, Anadolu toprakları ve orta Asya topraklarından tutabilmek, kavimler göçünü durdurmak istese de; açlık, sefalet, can güvenliği, mal güvenliği, çeşitli ölümcül hastalıklar, işsizlik, yoksulluk nedenlerden dolayı, göçleri durdurmakta muafak olamamıştır.
 
Kavminler göçü 350 ila 800 yıllar arasında gerçekleşmiştir,. Kavimler göçü Asya ve orta Asya’dan Avrupa’ya gerçekleştirilen şiddetli (durdurulamayan) insan göçleridir. Bu göçlere, başta Hun’lu imparatorluğunun baskısıyla başlayan kavimler göçü, Roma imparatorluğu istilaları, Moğol istilaları tetiklemiş ve devamına neden olmuştur.
Kavimler göçü en çok Roma imparatorluğunu etkilemiştir.
Roma imparatorluğu önce 395 yılında ikiye ayrılmış, göçlere karşı koyamayan batı Roma imparatorluğu 476 yılında yıkılmıştır.
İlk çağ sona ermiş, orta çağ başlamıştır.
Avrupa da yüzyıl kadar düzeltilmesi çok zor karışıklıklar ortaya çıkmış.
Avrupa’nın etnik yapısında çok ciddi değişikliklere neden olmuştur.
Avrupa da bulunan yerli kavimler ile GERMEN kavimlerinin karışması sonra yeni milletlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
Kavimler göçünün de bir diğer kazanımı (oluşumu) ise Avrupa da Türklerin oluşturduğu batı Hun devletinin kurulmasıdır.
Vizigotların İspanya ya, Vandallar kuzey Afrika’ya, Franklar Fransa’ya, ostrogotlar ise İtalya’ya yerleşmişlerdir.
Kavimler göçü sürecindeTürkleri M.S. 545 yıllarında Tanrı dağları ile Altay dağları arasındaki orta Asya’da ikinci devlet kurulmuştur.
 
YAPTIKLARINIZ YAPACAKLARINIZIN TEMİNATIDIR (DEVAMIDIR)
 
Malatya’da iş adamları derneği tarafından 2006 yılı Nisan ayında bir konferans düzenlenmişti, konuşmacı ise Malatyalı gazeteci sıfatı ile Hrant DİNK’di. Hrant DİNK konuşmasında şöyle demiştir;
Geçmişte İngilizlerin, Fransızların, Rusların, Almanların ve Amerikalıların;
Afrika’da, orta Asya’da, orat doğuda hatta Türkiye’de oynamış olduğu oyunlar yüzünden, Ermenilere Türkiye’den, Suriyeliler Suriye’den, Iraklılar ve Kürtler Iraktan bir çok ülke vatandaşları kendi öz ülkelerini, kaçak yollarla malını, mülkünü, kültürünü terk ederek, Türkiye üzerinde, Cebelitarık boğazından, hatta Akdeniz ve Ege denizininden iptidai teknelerle lastik botlarla canları pahasına Avrupa ülkelerine göç etmeye çalışıyorlar. Hatta daha büyük göçlerin başlamasına (kavimler göçü gibi) sebep olmaktalar. Bu göçler daha başlangıç demişti.
Sözde medeni gelişmiş bu ülkeler; ülkeler Afrika, Asya kıtası ülkelere, demokrasi, özgürlük getirmesi için müdahale ettiklerini, ezileni ezenden korumak için buralara müdahale ettiklerini söylerler. Ancak işleri, menfaattarı bitince yarattıkları suni düşmanlıkları fiili düşmanlığa dönüştürerek onları katliamlarına baş başa bırakırlar. demişti.
Tarihler boyunca ve şu günümüzde rahmetli Hrant DİNK’İN dediği gibi; büyük devletler küçük toplulukları birbirine kan düşmanı yapıp, o ülkeyi terk ettiğine dair yüzlerce örnek ve emsaller olduğuna göre ABD’lilerinin Irakta Kürtleri, Libyada Libyalıları, Mısırda Mısırlıları, Sudanda Sudanlıları ve en yeni olan Afganlıları, Talibanın adaletine terk etmeleri,
Önümüzdeki günler ve yıllarda ise taşoran olarak kullandığı KCK, PKK, YPG gibi vekalet savaşçılarını yüzüstü bırakıp, onları bölgesel ülkelerin adaletine terk edeceği (doğrudur) kesindir…
Hrant DİNK’İN deyimiyle; ABD ve Avrupa ülkeleri (gelişmiş ülkeler) “hesabını yapıp işi bittiğinde sizi suni sorunlarla baş başa bırakırlar.”
Amerika eski Dışişleri Başkanı Henry KİSSİNGER’İN dediği gibi; “Amerika’nın kalıcı ne dostu, ne de düşmanı vardır. Sadece şimdi ve gelecekte menfaatleri vardır. Sözü herşeyi açıklamaya yeterlidir.
 
Gelişmiş ülkelerin mahareti olan; Irak’ın bölünmesi, Suriye’nin bölünmesi, Libya’nın bölünmesi, ile başlayan yeniden oluşumlar; daha kaç ülkeyi milleti bölerek, yeni oluşumlara gebe olduğu kaçınılmaz gibi görünüyor.
Bölünmemenin sırrı; onlar (Batılılar bölmek için birlik olmaktalar) gibi birlik olup, “Birliğimizi korumak ve kollamaktır.”
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
Vatan Oto Tamir
öne çıkanlar