Skip Navigation Links

Yaşam Bilinci

Bazı şahıslar bilerek anlayarak ve tutkuyla yaşamaya tutunur. Ne istediğini bilir, sevmeyi ve sevilmeyi ister.

Mehmet Güven

Gazete Köşesi   A+a-

Şartlar ne gerekiyorsa onu hayatına uygular. Şikâyet etmez, etrafını hor görmez, kibirliyi hiç bilmez. Yardım sever, hoş görüyü kendine ilke edinmiş, güler güldürür etrafına neşe katar. Uzmanlığı dâhilinde, abartısız, fikir ve düşüncelerini paylaşır, kendi şahsiyetini (büyüleyici özellik) ortaya koymuş olur. Etrafından takdir toplar, varlığı hiç kimseyi rahatsız etmez, tanıdık arkadaş sohbetlerinde imrenilen istenen kişi/ve veya/ şahıs- birey olur. “Falanca kişi olsaydı ne iyi olurdu” diye kendisinden bahsedilir.
Bazı şahıslar ise sadece kendi yaşamlarını sever. Dünyanın sadece kendileri için döndüğünü düşünür. Her şeyi bildiğini, diğer fertlerin iş yaşamlarında pay sahibi olduğunu, dünyada yaratılan varlıkların sadece şahsı için yaratıldıklarını zanneder. Hoş görü kavramını hiç bilmez, ya da işine geldiği gibi uygular. Arkadaş ya da tanıdık toplantılarında dinler gibi görünse de kendi fikir ve düşüncelerinin en üst olduğunu savunur. Muhakkak her konuda bir fikir ve düşüncesi bulunur. Bilgiçlik taslar, bencilliği inkâr eder. Maalesef bu özelliklere sahip şahıslar günümüzde giderek çoğalmakta, birçok maddi manevi çatışmalara sebep olmaktadır.
Bu iki şahıs özelliğinin farkına varmak çok önemlidir. Fertlerin olumlu ve olumsuz özelliklerini aynı kefeye koymak hayat çizgisinde kayma olur. Buda insani felaket doğurur. Neyin ne olduğunu bilmek, muhakkak önemli olgudur. Eğitim ve tecrübe isteyen bir süreçtir. Tecrübe ve eğitim birbirini tamamlayan iki kavramdır. Bu gibi konuları sadece tecrübeye ya da eğitime bağlamak eksik olur. Çünkü okulunu bitirmekte olan öğrencileri, mesleklerini pekiştirmek için uygun bir müesseseye, tecrübe sahibi olmak için, staja gönderilir. Tecrübenin yanında da eğitim şarttır. Çünkü o mesleğin eğitimini görmeyen şahıslar sadece tecrübeleriyle(hesabı kitabı bilmezse) başarıyı yakalamak zor olur.
Fakat bulunduğumuz devir, zaman ve kavram tanımı olarak son derece zor, muamma bir dönemden geçmekteyiz. Şahıslar genelde manevi statü değerlerinden çok maddi şartlarına göre değerlendirilmektedir. Örneğin oturduğu eve ya da bindiği arabaya göre, giyinmiş olduğu elbise ve kıyafetler, son derece kıstas olmaktadır. Hatta “en iyi bilen en çok para kazanandır” diye, toplumlarda böyle bir algı oluşmaktadır. Buda toplumları birçok kaosa sürüklemekte ve maalesef hoş olmayan olaylara maruz kalınmaktadır.
Hayata renk katmak ancak etrafımıza neşe ve paylaşımlarla gerçekleştirebiliriz. Saygınlığımızı görüştüğümüz alakalı olduğumuz şahıs ve şahsiyetlere saygı göstererek sağlayabiliriz. Canlılığı içtenliği, dürüstlüğü hemen fark etmek, yüreklerin ve ruhların orada olduklarını hissetmek, insanların zekâlarını hayata karşı sevgi ve saygınlıklarını gösterir.
AİLE VE BİREYSEL DANIŞMANI SOSYOLOG MEHMET GÜVEN
Web:www.guvenledanis.com
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
makale kategorileri
yazici
ekinciler
noksel
Vatan
öne çıkanlar