Skip Navigation Links

Dağın Gölge Tarafı:İskenderun

Son günlerde oldukça fazla bir şekilde dillendirilen İskenderun’un il olma talebi karşısında zannedersem kimse kayıtsız kalamadı.

Vahap Yüce

Gazete Köşesi   A+a-

 Olumlu /olumsuz bakanlar, hatta umurunda olmayanlar bile bir şeyler karaladılar. Hal böyle olunca durum öyle korkunç bir hal adı ki, mesele İskenderun olunca kaçacak yer arayanlar, 40 yıllık İskenderun sevdalısı ve İskenderun yatırımcısı kimliğine büründüler.
İskenderun, onlarca medeniyete ev sahipliği yapan, aynı zamanda da onlarca medeniyetin mezarı olan kadim bir şehirdir. Bunun yanında ticari bakımdan oldukça zengin bir şehirdir ki; limanıyla, demir - çeliğiyle ve turizmiyle Türkiye’de kendisinden iki kat büyük şehirleri, zenginlik bakımından dörde katlamıştır. Böyle bir şehirde yaşayıp çalışırken istersiniz ki, yöneticiler bu zenginliklerin kıymetini bilsinler ve bu kadim şehir daha da yaşanılır bir hale gelsin. Gelgelelim, kıymet bilmeyi geçtik; şehrin adını zikreden yönetici bulmak için çaba sarf etmemiz gerekiyor.
Dağın ikiye ayırdığı Hatay’da, öne çıkan ilçelerden bir tarafta Antakya, diğer tarafta ise İskenderun bulunuyor. Ancak merkez ilçe olan Antakya; yöneticilerin gözünde öyle öne çıkıyor ki, Antakya’nın kudretinden İskenderun görünemez hale geliyor. Özellikle Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin yapmış olduğu hizmet ve faaliyetlerde, İskenderun’un görmezden gelindiği kimsenin meçhulü değildir. Kendilerine böyle bir eleştiri yapıldığında ise İskenderun’a yapılan Battı - Çıktı yolundan başka bir şey söyleyemiyorlar.
Lütfü Savaş İskenderun’un il olma meselesiyle ilgili, İskenderun’un il olmasından yana olan İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı’ya ağır eleştirilerde bulunmuştu. Mesela “İskenderun il olunca Belediye Başkanlığını garantiye almak istiyor” gibi sert, siyasi eleştirilerdi bunlar. İskenderun’un il olmasından siyasi anlamda kim faydalanır bilmiyorum ama İskenderun’un mevcut Büyükşehir Belediyesi’nden faydalanamadığı aşikar.
Son olarak, sosyal medyada paylaşılan “Hatay Turizm Haritası” bardağı taşıran son damla oldu. İskenderun’u 3 adet palmiye ve bir de limandan ibaret sayan bu haritada, Hatay’da bulunan 48 zenginlik belirtiliyor. Ancak ne acıdır ki, Dağın gölge tarafından yani İskenderun’dan itibaren bakıldığında 11 zenginlik göze çarparken, dağın aydınlık tarafı olan Antakya bölgesinde tam 37 alan bulunuyor. Sanki Büyük İskender, hiç buraya gelmemiş ve buraya adını vermemiş gibi… Sanki Yavuz Sultan Selim İskenderun’u Osmanlı toprağı yaptıktan sonra, burayı hiç Güney Anadolu’nun doğal bir limanı ilan etmemiş gibi…
Bir ilçe kapasitesini aştıysa ve beklenilen hizmeti alamıyorsa, il olma talebi en doğal hakkıdır. İl olma meselesine, “fesat çıkarmak, algı yaratmak” gibi çirkin ithamlarla yaklaşmak ise büyük bir talihsizliktir. İl olma talebinde sorumlular söyleyen değil, bu talebi söyleten ve şehrin doğal güzelliklerine karşı ihmalkar davranan yöneticiler sorumludur.
Türkiye’de il olmayı bekleyen tam 25 ilçe var. Bu ilçeleri nüfus bakımından sıraladığımızda İskenderun beşinci sırada yer alıyor. Ancak sıralamadaki hiçbir ilçede İskenderun’daki özel durumlar olduğunu zannetmiyorum. Demir – çelik, uluslararası liman ticareti, Merkez Bankası faktörü ve turizm gibi önemli etkenler İskenderun’un il olma talebinin önceliğini bize gösteriyor.
Hatay gibi stratejik öneme sahip, tarihi dokusuyla zengin ve Gazi Mustafa Kemal’in emaneti olan bu kadim şehri, dağın iki tarafı olarak ayıranlar bilmelilerdir ki; İskenderun kimsenin malı değildir ancak çocuklarımıza bırakacağımız mirastır. Bu miras ki; kutsallığını idrak edemeyenlerin eline bırakılamaz.
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
makale kategorileri
Lumier
öne çıkanlar