Skip Navigation Links

Eğitim,Üretim,Ekonomi

ÖSYM'nin açıklamalarına göre yaklaşık 50.000 öğrenci sıfır çekti.

Eren Dağtekin

Gazete Köşesi   A+a-

 ÖSYM nin açıklamalarına göre yaklaşık 50. 000 öğrenci, sıfır çekti. 550.000 bin civarında öğrenci ise barajın altında kaldı yani 120 sorudan yaklaşık 30 net bırakamadı! Bu sonuç yalnızca bizim toplumumuza özgü bir durum değil inanın. Dünyanın tüm toplumlarında, benzer uygulamalar, hemen hemen aynı sonucu verir.
Sınava giren öğrenci sayısı yaklaşık 2,5 milyon!
Bu arada, TYT’de 120 sorudan “30” civarı net yaparak barajı aşanlar, AYT’ deki alan derslerinden çok az netler yaparak “mühendis, ekonomist vs.” olabilmekte!
Bunların büyük çoğunluğu, elbette,üniversite bittikten sonra, aslında hiçbir şeyin bitmediğini oldukça pahalı bir tecrübeyle öğrenmekte ve alanlarıyla alakasız arayışlara girebilmektedir.
Söz konusu sınavlar bu şekilde yapılmaya devam edildikçe, ne yazık ki, aynı tabloyu hiç değişmeksizin, uzun yıllar izlemeye devam edeceğiz.
Peki, çözüm nedir?
Çözüm ilgili herkesin malumu aslında!..
Öğrenciler, okul öncesi eğitimden itibaren sıkı bir bilimsel takip altına alınır; ilkokul bitirilip ortaokula başlanacağı zaman üniversite eğitimi almaya aday öğrenciler, mesleki eğitim alanında desteklenmesi gerekenler, sanatsal alanlarda ya da sportif alanlarda desteklenmesi gerekenler olmak üzere gruplara ayrılır. Tüm gruplar, eğitimlerinin başından itibaren, dünya ile sağlıklı bir entegrasyonun ön koşulu olan yabancı dil dersleri ile takviye edilir. Eğitim bu şekilde devam ederken mesleki eğitim alanında desteklenmesi gereken gruptan, yeterli görülenlere lise bitiminde,belli kriterler esas alınarak, ikinci kez üniversite sınavlarına giriş fırsatı da verilebilir. ( Böylece sonradan farkındalık yaratan öğrenciler de ihmal edilmemiş olur.) Ya da tam tersi gruplarda yer alanlar, bulundukları konumun gereklerini yerine getirmiyorlarsa alanları, değiştirilir. ( Böylece hiç kimse konumunu, ne olursa olsun, kazanılmış hak, olarak algılayamaz.)
Sonuç olarak “beyaz yakalı” olamayanların “mavi yakalı” olmayı tercih(!) ettiği ortamdan uzaklaşılır ve eğitilecek beyaz yaka adayları ile birlikte uzmanlaşacak mavi yaka adayları; ileride harikalar yaratacak sanatçılar, sporcular... işin başından belirlenmiş olur. İnsanlar yetenekleri doğrultusunda eğitileceği için üretim artar, üretim artınca,bir türlü rayına oturtulamayan ekonomi, düzelir, ekonomi düzelince mutlu insan-mutlu toplum yolunda atılacak adımlarla toplum huzurunu bozacak hiçbir girişim, ortam bulamaz; daha neler,neler... Tabi ki söz konusu bu çalışmaların tümü, bilimsel ve eşitlikçi bir anlayışla, hakça düzenlenmelidir.
Tüm bunlar için “ Amaan uzun iş!” gibi “kısa” yorumlar yapmak yerine, acilen harekete geçilmelidir. Politik konumumuz ne olursa olsun, böyle bir düzenlemeye
programlarımızda yer vermeliyiz. Unutulmamalıdır ki bir işten sonuç alabilmek için önce, o işe, başlamak gerekin.
Eren DAĞTEKİN
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
öne çıkanlar