Skip Navigation Links

DEPREM 1- AYNI MANZARA

Deprem, kentsel dönüşüm, deprem master planı, şehir ulaşım ağı konularında oldukça uzun süredir yazılar yazıyorum.

Sıtkı Alper Özdemir

Gazete Köşesi   A+a-

 Deprem, kentsel dönüşüm, deprem master planı, şehir ulaşım ağı konularında oldukça uzun süredir yazılar yazıyorum. 30 Ekim 2020 Cuma günü İzmir merkezli 6.9 büyüklüğünde yaşanan deprem sonrası, ülkemizde ve ilimiz Hatay’daki depremsellik durumunu analiz etmek ve depreme hazır şehirler oluşturmak için en önemli hususun vatandaş bilinci oluşması gerektiği kanaatiyle “Deprem” konu başlığı ile bir yazı dizisi düzenleme kararı aldım.
Öncelikle İzmir merkezli yaşanan depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine ve Türk Milleti’ne başsağlığı dilerim.
Ayrıca, 2020 yılına gelmiş, teknolojinin hem yer bilimi açısından hem de inşaat sektörü açısından bunca ilerlemiş düzeyde olmasına rağmen, fay hatlarında biriken enerjinin açığa çıkması sırasında yeryüzünde oluşan sarsıntılara, yani depreme yenik düşerek, afet durumunu yaşamamızı da hazmedemediğimi bir İnşaat Mühendisi olarak belirtmek isterim.
Kısa ve net bir şekilde İzmir merkezli yaşadığımız 6.9 büyüklüğündeki deprem neticesinde yapılarımızdaki bazı hasar düzeylerini ve şekillerini analiz edelim;
• Üst üste, tabiri caiz ise peynir tabakası gibi üst üste dizilmiş döşemeleri oturmuş binalar; güçlü kiriş-zayıf kolon. Yani düşeydeki taşıyıcı sistem elemanı kolonlar yetersiz taşıma kapasitesine ve kesitlere sahip.
• Bina üst katları ayakta ve ciddi bir hasar bile yokken, zemin katlarda çöküntü durumu; yumuşak kat uygulaması. Yani zemin katlar dükkan olarak kullanılmış, duvar yok ve bu durum statik tasarımda göz önüne alınmamış.
• Bazı binalarda taşıyıcı sistemde (kolon-kiriş-tabliye) hasar olmamasına rağmen bina bir yana doğru açı ile yatmış. Yani zeminde sıvılaşma, ciddi bir zemin etüd çalışması yapılmamış.
• Kolon-kiriş yük aktarım/birleşim noktaları olan mesnetlerde kırılmalar. Yani etriye sıklaştırması yapılmamış, işçilik hatası.
• Demirlerde korozyon (paslanma). Yani deniz kumu kullanılmış.
• Beton değerlerinin, projede olması belirtildiği gibi imalatta olamaması. Yani uygun agrega seçimi, çimento ve su oranlarının yapılmaması.
Bu maddeler neden önemli sorusunu sizler sormadan ben hangi açıyla bakmamız ve düşünmemiz gerektiğini sıralayayım.
1996 Adana-Ceyhan depremi… Sanki aynı hasarlı bina fotoğrafı karşımıza çıkıyor. Çünkü hasar nedenleri aynı.
1997 Hatay depremi… Sanki aynı hasarlı bina fotoğrafı karşımıza çıkıyor. Çünkü hasar nedenleri aynı.
1999 Marmara depremi… Sanki aynı hasarlı bina fotoğrafı karşımıza çıkıyor. Çünkü hasar nedenleri aynı.
2011 Van depremi… Sanki aynı hasarlı bina fotoğrafı karşımıza çıkıyor. Çünkü hasar nedenleri aynı.
Ve 30 Ekim 2020 İzmir depremi… Aynı, aynı, aynı.
Defalarca aynı nedenle ölüyoruz.
Şimdi ben sormak isterim sizlere. Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan ilimiz Hatay’da yukarıda belirlemiş olduğum yapısal sorunlar ve nedenleri yok mu? Biraz araştırmanızı tavsiye ederim. Sadece internette bir dolaşmanız yeterli gelecektir.
Deprem bizim gerçeğimiz. Kabul edelim ve depremle karşılaşmadan hazırlıklı hale gelelim.
Bu zor durumun ne şekilde üstesinden gelebileceğimizi ve deprem anlayışımızdaki tüm konuları paylaşacağım ilerleyen yazılarımda buluşmak üzere, sağlıcakla kalın.
 
Saygılarımla,
 
Sıtkı Alper ÖZDEMİR
İnşaat Yüksek Mühendisi
 
İnstagram/ alper_ozdemirr
Facebook/ alper.ozdemir.564
 
 
 
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
öne çıkanlar