Skip Navigation Links

Ne İşimiz Var (Olacak) Orada

20 Mart 1993 yılında PKK ateşkes ilan etti.

Serbest Kürsü

Gazete Köşesi   A+a-

 20 Mart 1993 yılında PKK ateşkes ilan etti. Bu bir Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL projesi idi. Türk ve kürt vatandaşların çok sevindiği bir karardı.
Karardan bir ay sonra Turgut Özal vefat etti.
Turgut Özal’ın ölümünden 40 gün sonra, PKK ateşkesi tek taraflı olarak bozdu ve Elazığ- Bingöl karayolunda silahsız 33 Türk askerini kurşuna dizdi.
PKK, tarihi bir fırsatı ve kürt vatandaşlarının huzurunu kaçırmış oldu. PKK’nın kaçırdığı bu tarihi fırsatı Türkiye iyi değerlendirdi.
15 Eylül 1998 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Atilla ATEŞ, Hatay, Reyhanlı Suriye sınırına gelerek, üzerinde savaş üniforması ile, gerekirse Suriye ile savaşırız diye beyanda bulundu.
14 Ekim 1998 tarihinde Hafız Esad, bu mesajı ciddiye alarak PKK lideri Abdullah Öcalan’ı Suriye’den çıkardı (sınır dışı etti).
Abdullah Öcalan Suriye’den bir uçakla ayrıldı ve ilk gittiği ülke Yunanistan oldu. Türkiye’nin diplomatik baskılarına dayanamayan Yunanistan, Abdullah Öcalan’ı sınır dışı etti.
Abdullah Öcalan’ın uçağı Rusya ya gitti ve bir müddet Rusya’da kaldı. Diplomatik baskılar sonunda Abdullah Öcalan buradan da sınır dışı edildi ve uçağı bu kez İtalya’ya gitti ve Abdullah Öcalan burada kalsa da, diplomatik baskılar sonucu Abdullah Öcalan buradan da sınır dışı edildi. En son Kenya’ya geçti. 15 Şubat 1999’da Kenya’da bir operasyonla Abdullah Öcalan yakalanarak Türkiye’ye getirildi.
2009 Mayıs ayında PKK-Türkiye arasında anlaşma ile silahsızlandırma anlaşması yapıldı ve PKK lı militanlardan suça karışmamış olanlar af kapsamına alındı ve PKK militanları HADEPLİ milletvekillerinin gözetiminde davul zurna eşliğinde Habur sınır kapısından kamyonlarla Türkiye’ye giriş yaptılar.
Uzun bir süre ateşkese uyuldu ve Güneydoğuda sükûnet ve huzurlu bir dönem geçirildi.
7 Temmuz 2015 tarihinde PKK, Cizre, Silopi olmak üzere ona yakın şehirlerde tünel ve hendekler kazarak (belediyelerin desteği ile) tüm şehirleri yeraltından saracak şekilde barış zamanında iyi niyetini suistimal yapılmıştır.
Türk silahlı kuvvetleri 27 Mayıs 2016 tarihine kadar disiplinli bir operasyonla PKK ve yandaşlarını bu şehirlerde yenilgiye uğratarak temizlemiş ve bölge halkına da herhangi bir zarar vermemiştir. 265 günlük çatışmalar sonucunda; 3583 terörist öldürülmüş, 355 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Aynı dönemde Diyarbakır baro başkanı Tahir Elçi de dahil olmak üzere 285 sivil vatandaş hayatını yitirmiştir.
 
PKK nerede yanlış yaptı:
YPG, PKK işbirliği ile Kobani’de ABD desteği ile elde ettiği zaferin Türkiye’de de elde edileceğini sanmaları, zafer sarhoşluğu yaşamaları,
Başta ABD ve Avrupa ülkelerinin Kobani’de olduğu gibi Türkiye’deki hendek savaşında PKK yı korumak için Türkiye’ye baskı yapacağını, hatta Türk silahlı kuvvetlerinin hendek savaşı olan şehirlere girişini engelleyeceğini sanmaları veya böyle bir destek sözü verildiğini sanmaları
Türkiye’nin Suriye sınırında PKK, YPG ve özellikle İŞİD ile mücadele ettiği bir sırada Türk silahlı kuvvetlerinin hendek açılan şehirlere fazlaca güç ve zaman ayıramayacağını sanmaları,
Türk silahlı kuvvetleri mensuplarından üst düzey komutanların bir Türk örgütünün eline geçmiş olduğunu bildiklerinden ve onlardan kendilerine herhangi bir müdahale de bulunamayacağını sanmaları,
Gerçi başlangıçta öylede olmuş ve Türk silahlı kuvvetleri örgüt güdümündeki kişileri pasivize edip, yerlerine vatansever komutanları getirerek bu girişim ve tezi yok etmiştir.
Suriye ve Irak’ta İŞİD işgali ABD ve Avrupa birliği ülkelerini çok fazla meşgul ettiğinden bu ülkeleri Güneydoğudaki “halk isyanına dönüşebilecek PKK hendek savaşına” itibar ve yeterince ilgi gösterememiştir. Bu durum Güneydoğudaki kürt vatandaşlarının başta ABD, AB ülkeleri olmak üzere PKK ‘ya güvenini sarsmış ve hendek savaşında PKK yanında yer almayıp, Türk silahlı kuvvetleri yanında yer almalarını sağlamıştır.
Özellikle de Suriye’de, Irak’ta, Libya’da yaşanan iç savaşlar ve sonrasında o ülkelerin halkının; kendi ülkelerinde mülteci (vatansız) durumuna düşmeleri, yaşanan toplumsal ve aile dramları Güneydoğudaki kürt vatandaşların psikolojik ve bilinçaltı psikolojisi ile korkutmuş (aynı sıkıntıların kendi başlarına da gelebileceğinin farkına varmaları). Bu nedenle PKK ya halk desteği gerçekleşememiştir.
Kürt halkı da özgürlük, kendi vatanları gibi hayal ürünü vaatlere inanmıyor ve kendini daha fazla kargaşa içinde bulmak istemiyor olmaları nedeniyle, hendek savaşlarını PKK tek taraflı kaybetmiştir.
BİR MUSİBET, BİN NASİHATTAN DAHA ETKİLİDİR.
 
Türkiye ne kazandı:
Türkiye silahlı kuvveleri düzenli ordudan gerilla ile savaşacak eğitim ve teçhizata sahip olduğunu tesis ve ispat etti.
PKK’ yı yenerken bölge halkını koruyup kollayabileceğini fiili olarak gösterdi.
Türkiye devletinin sabır ve gücünün sınanamayacağını, sınayanların ise akıbetinin neler olduğunu gösterdi.
Türkiye’nin Güneydoğudaki hendek savaşı öncesi barışı istediğini, barış istemeyenlerinde akıbetinin neler olduğunu gösterdi. Dostu ve düşmanını daha iyi teşhis etti.
Hendek savaşı Türkiye Devleti Türk- kürt vatandaşlarının gerçek yüzünü ve değerini teşhis ettirdi. Hendek savaşı Türkiye Cumhuriyeti, Türk silahlı kuvvetleri, emniyet teşkilatları, Türk ve kürt halkı için tam bir milat olmuştur. Bu milat on yıllarca olumlu etkisini sürdürecektir.
1993 yılında PKK, 33 Türk askerini (silahsız) kurşuna dizdi ve sonraki yıllarda bedelini ağır ödeyerek bugünlere gelindi. Ne ilginçtir ki, aradan 27 yıl geçti ve aynı hatayı Suriye devleti 33 Türk askerini (silahsız) füze yağmuruna tutarak katletti. Sonraki günlerde bedelini ağır ödemeye başladı.
Suriye rejimi de PKK’nın hendek savaşları başlattığı günlerdeki gibi yanlış tahmin ve verilen sözlere inanıp güvenmesi gibi gaflete düştü
Esad rejimi Türkiye’nin anlaşmalardan ( Türkiye, İran, Rusya (Esad rejimi) kaynaklanan İdlib’in korunması amacıyla kurduğu gözlem noktalarına saldırdı.
Esat rejimi İranlı milislere ve Rusya’nın generallerine ve Rusya’nın kurduğu hava savunması ve uçaklarına güvenerek bu saldırıyı gerçekleştirdi.
Hendek savalarında 10 şehirde PKK ile mücadele edildi ve Türk silahlı kuvvetlerinin zaferi ile sonuçlandı.
Esad rejimi de Türkiye’nin 10 gözlem noktasına saldırı ve İranlı milisler, Rus komutanlar ve en önemli Rusya hava güvenlik savunma taarruz sistemlerine ve savaş uçaklarına rağmen Türk silahlı kuvvetleri SİHA ve İHA larla bunları bertaraf ederek Suriye rejim güçlerine ağır zayiatlar vermiştir.
Bahar kalkanı adı ile başlatılan bu mücadeleye ABD NATO ülkeleri (Yunanistan hariç) AB ülkeleri birleşmiş milletler üyeleri (Rusya hariç) tam destek vermiş, Türkiye kendine yapılan saldırıya karşı bu mücadeleyi başlatmıştır, dediler.
En önemlisi de NATO, Türkiye sınırları içine herhangi bir silahlı saldırı yapılması halinde Türkiye sınırları ve Türkiye toprakları NATO tarafından koşulsuz korunacaktır, denmiştir.
 
Türkiye’de yapılan iki yanlış görüş ve beyanlar:
Türkiye’nin Suriye’de ne işi var deniyor.
Aynı sözler Afrin için de söylenmişti:
Afrin ele geçirildiğinde; Türkiye sınırına kadar uzanan tünelleri ve içindeki yaşam malzemelerini görünce bu tünellerin Türkiye sınırına kadar yapılmış olması ve içindeki yaşam malzemelerini hatta silah ve mühimmatları görünce bu görüş ve beyanları verenler:
PKK ve yandaşları bu tünelleri “saklambaç oynamak için kazdılar, içindeki yaşam malzemeleri ve silahları da evcilik oynamak için koymuşlardır” mı? diyecekler.
Aynı kurum ve kişiler, İDLİB içinde aynı şeyi söylüyorlar. Türk silahlı kuvvetlerinin Suriye’de ne işleri var diyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Rusya, İran (Beşşar Esad rejimi) ve Türkiye’nin mutabakatı ile Astana ve Soçi mutabakat anlaşması gereği, İdlib de çatışmasız bölge ilan edilmiş, bunun da savunması içi garantör ülkeler buralara 10 adet gözlem noktası kurulmasını uygun görmüştür. Bu mutabakata bağlı olarak Türkiye silahlı kuvvetleri 10 adet gözlem noktası kurmuş.
Rejim askerleri ise bu gözlem noktalarını ablukaya alarak Türk silahlı kuvvetlerini tecrit ve taciz ederek, buraları terk etmeye zorlamakta. Bardağı taşıran son yanlış ise 33 silahsız askerimizi hunharca katletmeleri.
Türkiye devletinin anlaşmalardan kaynaklanan bu fiiliyatına son vermeye çalışanlara sessiz kalması halinde Türk silahlı kuvvetlerinin Suriye’de ne işi var. Askerimiz katledildi siz hala sessiz kalıyorsunuz demesi gerekmez mi?
Kaldı ki aynı beyan ve görüşte olan kurum ve kişiler:
Türkiye Esad rejimi ile görüşüp barış sağlansın diyorlar.
Esad’ın babası Hafız Esad yıllarca PKK elebaşını kendi içinde barındırmış ve Beka Vadisinde PKK militanlarını eğitip, silahlandırıp Türkiye’ye karşı savaştırmış. Yetmiyormuş gibi Hafız Esad’ın oğlu Beşşar Esad Rusya ve İran’ın güdümünde Suriye topraklarında hiçbir gücü ve söz sahibi olmayan zavallı, sıradan bir insan.
 
Beşşar Esad’ın üç görevi vardır:
Suriye topraklarını, limanlarını Rusya’ya ve İran’a parselleyip tapusunu vermek.
Rus- İran komutanlar ve amcasının emirlerine göre ülkeyi yönetmek.
Sarayın da ailesi ile birlikte huzur içinde (katledilen sivilleri hiçe sayarak) yaşamaya çalışmak
Türkiye Beşşar Esad’in patronları olan Rusya ve İran’la her daim zaten görüşmekte.
Dünyanın hiçbir ülkesi buna İran ve Rusya dahil olmak üzere Beşşar Esad’ı ciddiye almazken, söz hakkı vermezken Türkiye Cumhuriyeti devleti onunla neden görüşsün. Böyle bir görüşme yapılırsa, Türkiye Cumhuriyetini zavallı ve itibarsızlaştırmadan başka bir işe yaramaz.
Kaldı ki; böyle bir görüşmeyi başta Rusya ve İran da kabul etmez, itibar etmez.
Türkiye Suriye’de geçmişten gelen ve gelecekte olacak terör örgütleri düşmanları ile mücadele ediyor. PKK, YPG, Esad rejimi geçmişte de Türkiye Devleti’nin düşmanlarıydı; gelecekte de Türkiye’nin düşmanlarıdır.
Türkiye de ;ABD, Fransa, Almanya, Rusya gibi düşman gördükleri teröristleri ülkelerinin dışında yabancı ülke sınırlarında yok etmek için, Suriye Libya, Irak, Mısır vb. ülkelerde savaş vermektedir, vermeye de devam etmek zorundadır.
Türkiye Güneydoğuda hendek savaşları, Irak’ta PKK savaşları, Suriye’de YPG- PKK- İŞİD gibi teröristlerle savaşarak savaş kabiliyetini, dostluğunu, sabrının sınanmasının bedelini nasıl ödeteceğini dost ve düşmanlarına gösterme (fırsatı) imkânı sunmaktadır.
Muhannet kötü komşu insanı mülk sahibi yaparmış.
Türkiye Cumhuriyeti şimdi ve gelecekte en iyi savaşçı askere ve onları donatan her çeşit silaha sahip olan ve olacak bir ülkedir.
ABD ve Rusya, kendilerine yapılan yanlışları ve zarar veren ülkeleri yeri ve zamanı geldiğinde mutlaka cezalandırmakta ve bedel ödeterek intikam almaktadır. Büyük ülkelerin bu geleneksel politika kültürlerini, Türkiye Devletinin de bekle gör ve bedel ödeterek intikam alması gayet doğaldır.
Nasıl ki ihtilal yapan komutanlar, yıllar sonra demokrasi gereği, mahkemeye çıkarılıp, rütbeleri sökülüp, maaşları kesilerek cezalandırılıyorsa; Türkiye Devleti’nin birlik ve beraberliğini bozan, asker ve polisini öldürten devletlere yeri ve zamanı geldiğinde büyük devletler gibi büyük bir devlet anlayışı içinde bedel ödetip, intikamını alması gayet doğaldır.
Geçmişte yapılan ihanetlerin, yeri ve zamanı geldiğinde hainlere bedel ödetmek, o ülkenin bilinçaltı (Toplumsal Epigenetik) olarak güvenini sağlar, caydırıcı özellik taşır.
Türk milleti, kürt vatandaşları ile bir bütündür.
Kürt vatandaşları sükunet ve huzur bulabilmek, özellikle evlatlarını PKK terör örgütüne kaptırmamak için, Güneydoğu illerinden, Türkiye’nin iç kesimlerdeki,(İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin gibi) büyük metropol şehirlerine bir daha dönmemek üzere göç etmeleri, Türk kürt ayırımı olmadığının, kardeş olduğunun, birlikte yaşayabileceklerinin en önemli göstergesi ve belgeselidir.
Türk kürt düşmanlığı ayrışma olsaydı; kürt vatandaşlar, Türkiye içlerine doğru değil, Kuzey Irak (kürt bölgesine) ve PYD Suriye özerk bölgeye doğru göç ederlerdi.
Türk milletinin, Suriyeli vatandaşlarla da; tarih buyunca hiç problemleri olmamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Hafız Esad ve ailesi ile Türk milletine zarar veren, Türk, kürt ayrıştırmasına yeltenen PKK terör örgütüne destek ve yataklık yapmasından dolayı (Esad ailesi ve PKK, PYD ) vb. ile tarihsel, derin bir problemi vardır.
 
Tarafsızlar adına
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
Narin Restaurant 
öne çıkanlar