Skip Navigation Links

İsdemir’de Gönülsüz Muhabbet !!!

Hani sözde yanlış hesap mahkemeden döndü ya (!)

Gökhan GÖKPINAR

Gazete Köşesi   A+a-

Çelik-İş Sendikası İsdemir’de yerel mahkemenin verdiği kararla yetkiyi aldı ya ..!!!
Erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz siz..!!!
Temyiz ve Yargıtay…
Akıl tutulması yaşatmak amacındalar..
Sosyal medyada çığırtkanlık yapıyorlar..
Dedim ya; Erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz siz..!!!
İsdemir’de rakamlar ortada..
Kimin nerede durduğu ortada..
Defalarca minderde güreş kaybetmiş pehlivan edasıyla veya …..  ; Bidaha, bidaha, daha daha daha. Der gibi birileri..
Hani yenilen pehlivan güreşe doymaz ya !!!
Ondan işte..
Yargıtay kararı onadı diyelim..
İsdemir’de kiminle toplu sözleşmeye gideceksiniz ?!!!
Toplu sözleşmeye gittiniz ..
Yönetimle anlaşamadınız !!!
Kiminle greve gideceksiniz..
Sonra bakanların hatrına bir kaç puandan bişey olmaz mı diyeceksiniz ?
Yoksa ortada şu anda olmayan bir spor kulübünün harçlığının kesilmesi de söz konusu olmadığına göre …!!!
Gönlüne girmediğin hiç kimsenin cebinde olmanın manası yok !!!
Gönüllerde olmak önemli, ceplerde harçlık olmak nafile..
Geçmişten ders çıkarmışlar..
Hatalarını biliyorlarmış..
Sevsinler..
İnsanlar art arda kaybettikten sonra yeniden gücü ellerine almak için bu tür avunmaları kullanırlar..
İstenmiyorsunuz !!!
İstenmediğinizi kaç kez daha duymak istiyorsunuz..
Şener Şen ve Münir Özkul’un filmi geldi aklıma..
Veriyor musun ? diyen Vecihi karakteriyle..
Vermiyorum !!! diyen babaların babası Münir Özkul’un diyaloğuna döndü bu iş..
Yetti gari !!!
İstenmediğin yerde olmayacaksın..
Siz de biliyorsunuz ki;
Gönülsüz evlilikten..
Gönülsüz birliktelikten..
Gönülsüz dikişten..
Kötü bir elbise..
Marazlı çocuk doğar..
Huzur olmaz..
Mutluluk olmaz..
Muhabbet olmaz..
Selam olmaz..
Aynı çatı altında aile olunamaz..
Evlatlarına zulmeden, sürekli hatalarıyla ailesini darmadağın eden bir babanın evlatları tarafından babalıktan reddedilmesi gibi bir şey bu..
Hani diyor ya; Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla diye !!!
İşte  kendimi bu yüzden çok seviyorum.. Bütün bu yazıyı özetleyen son cümle de bu oldu zaten.. Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla diye !!! bağıran İsdemir işçisi var karşında..
BU ÖYKÜYÜ DE, DERS OLMASI ANLAMINDA SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTİYORUM..
HER OKUYAN BU ÖYKÜDEN BİR DERS ÇIKARMIŞTIR VE ÇIKARMALIDIR..
Öykumuz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu'nun zamanında geçer.. Lao Tzu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış hatta..
Efendim köyde bir yaşlı adam varmış.. Çok fakir.. Ama kral bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. 
"Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı" dermiş hep..
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. 
Köylü ihtiyarın başına toplanmış.. 
"Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler..
İhtiyar "Karar vermek için acele etmeyin" demiş.. Sadece 'At kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.." 
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.
Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler..
"Babalık" demişler.. "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var.." 
"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar.. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.." Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler..
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.
Köylüler gene gelmişler ihtiyara.. 
"Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler..
İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.." Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..
"Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.." 
"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor." 
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında: 
"Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz." 

Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
makale kategorileri
 
öne çıkanlar