Skip Navigation Links

İsdemir Genel Müdürü Özhan, grevi anlamak ve huzur

İsdemir 15 Temmuz grevi bugün 12. gününü dolduruyor.

Gazete Köşesi   A+a-

26.7.2013
 
MEDYATİK BAKIŞ
 
Doğan Süslü
 
İletişim:0 532 728 45 53
 
 
 
   İsdemir Genel Müdürü Özhan, grevi anlamak ve huzur
 
   İsdemir 15 Temmuz grevi bugün 12. gününü dolduruyor. Grev 12.gününe ulaşırken İsdemir Genel Müdürü Recep Özhan gazeteci arkadaşlarımıza verdiği iftar yemeğinde “Grev benim içinde İsdemir ve Türkiye için sıkıntılı bir süreç. Nasıl bir grevdir? Neden bu greve gidildi şu an için anlamış ve çözmüş değilim. Cumartesi, Pazar arkadaşlarla oturduk ve çalıştık neden bu grev oldu diye… Nerede yanlış yaptık diye çalıştık” diye konuşmuş. Sayın Genel Müdür bu sözleri sarf edince hemen akla şu soru geliyor. “Recep bey. İsdemir’in genel müdürü sizsiniz. Genel müdür olarak neden greve gidildiğini siz bilmeyeceksiniz de kim bilecek?” Sanırım genel müdürün dili sürçtü. Yoksa hiçbir genel müdür, üst düzey yönetici kendi ağzıyla grev sürecine fransız kaldığını itiraf etmez ‘bu nasıl bir grevdir?’ diye sormaz…
 
 
 
  Biz nerede yanlış yaptık?...
 
   İsdemir genel Müdürü Özhan üst düzey mesai arkadaşlarıyla oturup nerede yanlış yaptıklarına bakmışlar. Greve nasıl gidildiğini bilmeyen, nerede yanlış yaptıklarını kestiremeyen Özhan ve arkadaşlarına benim naçizane tavsiyelerim olacak. Bakın kapalı devre yayın yapan İsdemir TV emrinizde. Çıkarın onların kamera kayıtlarını ve grev öncesi, grev günü ve sonrası Çelik-İş İskenderun Şube Başkanı Metin Önde, Genel Başkan Cengiz Gül neler söylemişler, hangi yanlışlara işaret etmişler bir baksınlar. Olmadı, grev çadırını ve Çelik İş Sendikası İskenderun şubesini ziyaret eden değişik siyasi partilere mensup siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin basına yansıyan mesaj ve çağrılarına bir göz atıp, onların söylemlerine kulak versinler…
 
 
 
    Trenler ve otobüsler
 
  İzlediklerinden ve okuduklarından bir şey çıkaramıyorlarsa, makamlarından dışarı çıkıp, İsdemir İsmail Akçakmak Kapısı’nı uzaktan gözlesinler. Demiryolundan geçen trenlerin çelik işçisine verdiği destek sirenlerine, karayolundan geçen kamyonların ve servis otobüslerinin ‘çelik işçisi sizinleyiz’ anlamına gelen klakson seslerine kulak versinler. Söz konusu seslerden dayanışmayı, bir olmayı, dik durmayı ve doğruyu çıkarsınlar, haklılığı görsünler. Yukarıda işaret ettiklerimi yapamıyorlarsa Çelik-İş Sendikası’nın medyada yer bulan bilgilendirme toplantılarının ayrıntılarına baksınlar. Gerek sendika şube başkanı Metin Önde, gerekse Genel Başkan Gül, çelik işçisi adına yanlışları, beklentileri ve olmaması gerekenleri her gün tekrar tekrar haykırıyorlar, ifade ediyorlar… Söylenilenleri anlasınlar, anlamaya çalışsınlar…
 
 
 
  Ücret değil zihniyet meselesi
 
   İşin açığı grev sürecini öncesi ve sonrasıyla yakın takip edenlerden olduğum için ben greve fransız değilim. Grevi, Sayın Özhan ve çalışma arkadaşlarından çok daha iyi anladığımı söyleyebilirim. Şube Başkanı Önde ve Genel Başkan Cengiz Gül defalarca ‘sorun ücret değil. Sorun iş güvencesidir. Üzerinde uzlaşamadığımız 21 maddedir” diyorlar ve her defasında bunun altını çiziyorlar. Daha açık bir anlatımla “Mesele sadece ücret meselesi değil, zihniyet meselesi’ diye konuşuyorlar. Bir sorun, bu derece net ,bu derece anlaşılır daha nasıl anlatılır ki?!...
 
 
 
   İnsan yaşamında huzurun yeri
 
   İnsan yaşamında huzurun çok büyük önemi vardır. Huzuru bulan verimli, başarılı ve mutlu olur. İnsanlar onun için hem iş yerlerinde hem yakın çevrelerinde hem de evlerinde huzur isterler. İş yerinde huzuru bulamayan genellikle evde huzursuz olur, evde huzursuz olan ise sıkıntısını iş yerine yansıtır. Özetle, çelik işçisi huzur istiyor. İspiyon ekipleri yerine sevgi ve motive ekipleri istiyor. Yarın işten atılırım korkusu yerine iş güvencesi istiyor. İş yerinde mobbing ve sorgu odaları istemiyor. İşverenin muhbiri olup, arkadaşlarını satmak istemiyor. Yaşam tarzına müdahale istemiyor…
 
 
 
   Her şeyi tamimle çözme anlayışı
 
   Eli kameralı , eli telsizli, eli cep telefonlu Suriye Gizli Servisi gibi çalışan sadece yönetime şirinleşmek isteyen kimliklerle beraber çalışmak istemiyor. İlerlememin, terfi etmenin yolunun genel müdürlük makamına yakınlıkla belirlenmesini istemiyor. İlgisiz konulardaki saçma sapan yasakları ve her şeyi tamimle, yasakla çözerim anlayışındaki baskıcı zihniyeti benimsemiyor. Özetle, çelik işçisi huzur, güvence, babacan bir tavır, sırtının sıvazlanmasını yakın geçmişteki fedakârlığına ve emeğine saygı istiyor. Ücretlerine zam konusu ise bunların gerisinden geliyor…
 
 
 
   Vere vere kalmadıysa…
 
   Sayın Özhan. Gazetecilere verdiğiniz iftar yemeğinde “vere vere kalmadı. İsdemir’in geçmişinde kar yok” ifadelerini kullandığınızı basından takip ettim. Madem İsdemir’in geçmişinde kar yok neden size 200 bin TL.’ye yakın (eski rakamla 200 milyara yakın) kar payı dağıldığı iddia ediliyor. Çelik-İş Genel Başkanı Gül, üç, dörttür soruyor. Siz ve İsdemir üst yönetimi kar payı aldınız mı, açıklayın diyor. Bugünkü maaşınızın Cumhurbaşkanı ve Başbakandan fazla olduğunu öne sürüyor. Şimdi ben de bir gazeteci olarak soruyorum Sayın genel müdürüm. Madem İsdemir kar etmiyor, siz ve yakın çalışma arkadaşlarınız kar payı aldınız mı? Aldıysanız aldığınız kar payının TL olarak miktarı nedir? Sizin genel müdür olarak maaşınız Cumhurbaşkanından ve Başbakandan fazla mıdır?
 
 
 
   Kendi yutar salkımı…
 
   İsdemir gibi bir kuruluş, ‘Genel müdüre var, yakın çalışma arkadaşlarına yine var ama işçiye yok’ anlayışıyla yönetilirse elbet ortaya çıkan grevi genel müdür ve çalışma arkadaşları anlamaz! “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” misali işçiye yüzde 6 teklif et, öte yandan sen götür salkımı, işçiye “hakim, savcı maaşları alıyorlar” de sonra sen gel kendi maaşından söz etme… Elbet İsdemir’de grev olur. Genel müdür yatsın kalksın dua etsin de sağduyulu, vatanına, milletine, bayrağına ve fabrikasına saygılı çelik işçisi sadece grev yapıyor. Bugün devletin jandarması ve polisi bile çelik işçisine saygılı onu uzaktan izliyor, ağırlıklı olarak grevdeki çelik işçisinin bulunduğu alana gelmeye gerek duymuyor. Biliyor ki çelik işçisi taşkınlık yapmaz,, biliyor ki işçi kendi güvenliğini kendi sağlar.
 
 
 
   Diz çökmez aksine ayağa kalkar
 
   Sanırım sayın genel müdür İsdemir, işçisine zam verirse, kendini işçinin önünde diz çökmüş gibi görüyor. Oysa işçinin talep ettiğini veya ona yakın bir oranı verse genel müdür bırakın diz çökmeyi hem fabrikayı hem kendini hem de işçiyi ayağa kaldırır ve yeni üretim rekorlarının önünü açar… OYAK yönetimi sıkıntılı süreci dikkatle takip ediyor. Yarın grevi tahlil edemeyen hatta anlamayan genel müdür ve üst yönetimini tek ayaküstünde bırakıp cezalandırmak yerine direk görevden alır. Görevden alınma ise diz çökme değil resmen çökeltilmektir… Bunu nedenle herkes bir defa daha düşünmelidir. Huzura katkı sunmak, kişinin kendi selameti ve huzuru içinde gereklidir. İşçiye “Sen gelmez oldun” şarkıları çalanlara, ‘neden bu greve gidildi şu an için anlamış ve çözmüş değilim. Biz nerede yanlış yaptık?’ diyenlere, saygıyla duyurulur…

Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Toplam (2) adet yorum var.
Tuncay Ates 28 Temmuz 2013 Pazar
Yazi ancak bukadar anlasilir ve net yazılır Kaleminize ve yüreğinize saglik.
Hasan 26 Temmuz 2013 Cuma
Sendika ve vakif yonetimi emekli sizlere lazim degil anladigimiz kadari ile cunku sizlere aidat veren gerek calisanlarinizin icerisinde hissehaksahiplerine nasil cevap veriyosunuz yani isteseniz hissehalsahipleri adinada ey isdemir calisan ve emeklilerin haklarini verelim artik diyede karar cikarttiniz bu baskiyi onlarada yapardiniz emekliler lazim degil demekki anlasilan
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
 
öne çıkanlar