Skip Navigation Links
 

Kaldığımız Yerden

Elimizi sıkıp teşekkür etmesi gereken insanlar canımızı sıktıkları için oldu bütün bu olanlar.

seda ağçam

Gazete Köşesi   A+a-

seda ağçamseda ağçam 
seda@8gunhabercom
Hiç sevmeyecek olanı sevdik, sadakatin kıyısından dahi geçmemiş olana âşık olduk diyedir belki de bütün bu yaşanan acıların kaynağı. Umut yüklü trenleri yanlış duraklarda beklediğimiz için kavuşamadık mutluluğa. Uslanmayan olarak hep başkalarını suçladık ama belki de hayat yıllardır elindeki aynayı bize tutarak asıl suçlu olanın kim olduğunu bağıra bağıra söylüyordur da ya biz anlamıyorsak? İşte müthiş bir aydınlanma yaşıyoruz hep birlikte evet yanlış anlamadınız doğru yerdesiniz.
Bütün bu olanların tek suçlusu biziz. İnsanın en büyük düşmanı gene kendisidir. Her zaman siz alttan aldınız. Muhtemelen de en çok siz fedakârlık yapıp kendinizden verdiniz. Peki, sorarım sizlere kendinize ne bıraktınız? Cevap hep aynı. Tabiki de bana yine hüsran bana yine hasret geceler deyip muhtemelen kendinize sövüyorsunuzdur. Feleğin çemberinden geçmiş, acının sağanağında ıslanan, hayatı arabesk tadında yaşamaya ant içmiş kendini de acıların çocuğu ilan eden sizler ezilmek için kaç deri daha değiştirmek zorunda kalacaksınız? Sadece sizlere değil laflarım bütün bunları bizatihi yaşayan biri olarak hayatımızın senaryosunda böyle vefasız anlayışsız ve bencil insanlara daha kaç kez rol vereceğiz? Bence rol vermek yerine yol vermenin zamanı geldi de geçiyor. Oysaki bizler değil miyiz ektiğimiz tarlalarda ilk yıl verim alamazsak diğer seneye aynı ürünü ekmeyen, bizler değil miyiz kullandığımız eşyalar sağlam çıkmazsa aynılarından bir daha almayan peki neden aynı insanlara tekrar tekrar güvenip farklı sonuçlar bekliyoruz? Çünkü çok alıştıklarımızı kaybetmekten korkuyoruz. Korkmaya da alışıyoruz.
Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılamayacak kadar güçlü olurlar. (Benjamin Disraeli) İşte bu yüzden inatla kaldığımız yerden daha iyisine gitmek için aynı metotları kullanarak mutluluk hedefliyoruz. Mutluluk beklerken sonuç suçluluk oluyor. Değişmiyorlar efendim değişmiyorlar. Boşuna uğraşmayın. Siz tek başınıza bazıları için ordu gücünde savaşırken onlarınsa zahmet edip kollarını bile kıpırdatmadıklarına şahit olacaksınız. Sizleri çok sevdiklerini söyleyecekler ama ilk fırtınada terk edilecekseniz benden söylemesi. Siz onlara inanıp kendinizden bile vazgeçmeye hazırken en büyük kötülüğü kendinize yapmaya bile gönüllüyken onlarınsa başka kalplere yolculuğa çıkmak için hazırlık yaptıklarını göreceksiniz. Bavullarında sizden aldıkları destek olacak elbette. Siz her gün hayal kırıklığının müdavimlerinden olup hayatın gelmişine geçmişine sayarken onlar sizin gibi insanların iyimserliğini alçaklıklarına ilave edip sizi haksız çıkarmak için uğraşacaklardır. Unutmayın gönül kapınızı onlara siz açtınız ve gönül evinizi darmadağın etmeleri için gereken izni de siz verdiniz. Size sevimli gelseler de sizden çok sevimsiz şekilde gidecekler. Kabul edin. O yüzden herhangi bir suçlu arıyorsanız fazla uzaklara gitmeyin.
Suç sizde efendim suç sizde. İnsan olmanın tarifi çok basitken insan kalmanın mücadelesini veriyoruz. Kaybedecekseniz varsın insan olmaktan kaybedin. Sizden gidenler için geri dönmeleri için bilet almaktan vazgeçin. Aynı insanlarda tutuklu kalıp gönlünüzü bir insanın vicdanına mahkûm etmeyin. Çünkü vicdan dediğimiz şey hisse senedi değildir ki her ortamdan etkilensin. O, sol yanınızdaki benliğinizin kimliğidir. Kimlikler de sabittir değişime uğramaz değişiyorsa da o kimliklerin sahibinde karakter bozukluğu aranmalıdır. Ama dikkat edin meşgul çıkabilir zira dökülmüş bir karakteri maskelemek gerekir o yüzden de makyaj yapmakla meşgul olduklarından müsait olmayabilirler. İstanbul’un yeniden fethedilmeye ihtiyacı yok ama, siz her defasında kendinizi fethetmeye hazır olun. Aynı noktada takılıp düşmekten vazgeçin. Vazgeçin ki daha okunması gereken binlerce kitap, izlenmesi gereken yüzlerce film ve gerçekleşmesi gereken onlarca hayal var. Gözlerinizi yumduğunuzda onların da sizinle birlikte ebedi uykuya dalmasını istemiyorsanız, UYANIN ve Yeniden kendinize ama sadece kendinize bir şans daha verin. Ama bu sefer kendinize verdiğiniz şansı sizden almak isteyenlere de kalbinizi değil kapıyı gösterin. Burada Oğuz Atay’a iltifat etmek gerekiyor Bakın ne demiş Üstat ‘Bir şans daha mı istiyor verme. Çünkü seven, gerçekten sevseydi ilk şansını kaybetmezdi. Kalın sağlıcakla….
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
makale kategorileri
 
Mazi Ocakbasi
 
 
gazete manşetleri
öne çıkanlar