Skip Navigation Links

Saklambaç

Elimde olmayan sebeplerle yazılarıma ara vermek zorunda kaldım.

seda ağçam

Gazete Köşesi   A+a-

seda ağçamseda ağçam 
seda@8gunhabercom
O yüzden hepinizden özür diliyorum. Sizden gelen tepkilerden anladığım kadarıyla başardığımı söylememe izin verin lütfen. Neden yazmıyorsun? Yazılarını özledik ya da ne zaman yazacaksın? Şeklinde aldığım mesajlardan aramızda gönül bağı kurulduğuna beni inandırdığınız için hepinize çok teşekkür ederim.
 
Bu haftaki yazımda hepimizin mutlaka en az bir kez olsa bile karşı karşıya geldiği toplumsal baskıdan bahsetmek istiyorum. İliklerimize kadar işleyen bize her fırsatta kendini hatırlatan bu amansız hastalıktan, yedi başlı yılanın etkisinden nasıl ve neden kurtulmalıyız?
 
İnsan kalabalığına kısa tabirle toplum denmektedir. İnsan doğar, büyür ve ölür filmini ön sıralardan izleyen toplum, kendi belirlemiş olduğu kurallar dizisine ahlak demiş ve her fırsatta ahlak adı altında insanı Açıkhava hapishanesinde yaşıyormuşçasına hayatını zindan etmiştir. Mengeneye sıkıştırılmış hayatlar bir kez bile özgür olamadan toprak altında son bulmuştur. Mobese kamerası gibi bizleri sürekli kayda alan toplumu oluşturan bireyler, biri bizi gözetliyor yarışmasındaymış gibi hissetmektedir. Şahsi olarak bir takım yanlışlıklardan dem vursak da bireysel gücün toplumsal güç karşısında yetersiz kalacağını düşünüp maalesef kendi kendimizin mezarını kazmış oluyoruz.
 
Toplumun neden bu kadar güçlü olduğunu araştırdığımızda karşımıza dinden, gelenek ve göreneklerden beslenen bir yapının varlığı çıkıyor. Din, tek başına bile sorgulanamaz ne deniyorsa öyle yapmalısın diye emrettiğinden belki de bizler yanlış anlayıp farklı yorumlar kattığımızdan hayatlarımızı cehenneme çeviriyoruz. Din kisvesi altında güçlü olanın kurallar koyup, şahsi çıkarlarını toplumu şekillendirmek için kullandığını söylemek sanırım yanlış olmaz. Fakat toplumu aldatanların değil de haksızlıkların giderilmesi için uğraşanların ipini çeken sayın toplumumuzun her konuda olduğu gibi burada da fena halde yanıldığını görmekteyiz. Gelenek ve göreneklerin yoğun baskısı altında hamur misali şekillenen bizler farklı düşünüp bunu dile getirenleri toplumdan aforoz etmekteyiz. Alışılmışın dışında farklı düşünen, konuşan ve uygulayan birileri olduğunda, durumu anlamak yerine en kolay yol olan yargısız infazı seçmek kolayımıza kaçıyor. Çevrenin verdikleriyle yetinenlerin zehirlendiklerini fark etmeleri için farklı alanlarda kendilerini yetiştirmeleri, farklı kültürleri tanımaları ve çokça okuma yapmaları gerektiği düşüncesindeyim. Kendini tekrar etmekten bıkmayan bireylerin tekrar tekrar aynı şeyleri yaşadığında suçu başka unsurlarda değil de kendisinde araması gerektiğini tekrar tekrar vurgulamak istiyorum. Çünkü toplumun kendisi için kurduğu tuzağa gözünü açmak yerine gözü kapalı bir şekilde teslim olmaktadır.
 
Aldığınız ilk nefesten itibaren topluma kabul edilmişsinizdir. Sizi kucaklayarak kendilerine benzetmek adına ellerinden geleni ardlarına koymayan bu güruh iş insan hayatına karışmak olunca gerekli gereksiz her şeyi yapmaktan geri durmuyor. Sabah akşam başkasının yaptıklarını malzeme olarak kullanan toplum fikir beyan etmekte ustalaşmış, o derece ileri gitmiştir ki nice insanlar bu baskıdan kurtulmak için kendi canına kıymıştır.
 
Elbette toplumsal düzen ve refah için birey olarak yapmamız gereken işler uymamız gereken kurallar olduğunu savunuyorum. Fakat sırf topluma yaranmak adına içimizden gelmeyenleri yapmak, sırf toplum nazarında kabul görmek için yaşanılması mümkünken yaşanılmayan hayatları onlara hediye etmek bence fedakârlığın en büyüğüdür. Hatırlayanınız olacaktır. Kız çocukları bundan çok değil 20 sene evvel ilkokulu bile zor okumaktaydı. 20 yaşına kadar gelip de evlenmeyen kızlara evde kalmış damgası yapıştıran, cinselliğin konuşulmasını ayıplayan fakat küçücük kız çocuklarının dedesi yaşındakilerle evlendirilmesine göz yuman, sırf zengin diye o kişilere her şeyi yapma hakkı tanıyan, erkekler ağlamaz diyerek onları vahşileştiren kendileri olmaktan çıkaran, eşine yardımcı olan erkeğe kılıbık diyen, kadının karnından sıpası sırtından sopası eksik olmasın diyenleri alkışlayan, her fırsatta gericiliği savunan, yürüyüşünüzden tutun da duruşunuza, bakma şeklinize göre bu toplumdan sizce icazet almak ne kadar doğru? Özgürlüğü serbestlik sayan bu toplum öyle günlere geldi ki birey olmaktan çok nasıl bencil oluruz şeklinde bizlere vaaz vermeye başladı. Menfaat temelleri üzerine inşa edilen ilişkilerin çürük ve hasta kalplerde kök salacağına inanarak insanlığı kendinden uzaklaştırmıştır.
 
Buna dur diyebiliriz. Her koyun kendi bacağından asılır diyen atalarımız, bir nevi insanı bir yandan özgür kılmış diğer yandan da yaptığının bedelini gene kendisinin ödeyeceğini söylemiştir. Kimseyi kırıp dökmeden kendiniz kadar başkasının yaşama hakkına saygı gösterdiğiniz sürece dilediğiniz gibi yaşamakta özgürsünüz. Toplum sadece size ne yapacağınızı söyleyen talimat listesi gibi bir şeydir. Fakat içinizde olup biteni yaşadığınız sürecin ne olduğunu asla ve asla anlamak istemez ve bu süreçte yanınızda olup gözyaşınızı silmez. Sizi yaralar fakat yaralarınızı sarmaz. Siz izin verdiğiniz sürece kafanıza kafanıza inen o el asla üzerinizden eksilmez. O yüzden toplum tarafından şekillendirilmek yerine sesiniz gür çıkacak şekilde sözüne güvenilir biri olup toplumu şekillendirmek adına ona yön vermek için elinizden geleni yapın. Toplumdan korkacağınıza doyasıya yaşayacağınız hayatı kimlere hediye ediyorsunuz onun farkına varın. Artık kendinizle saklambaç oynamayı bırakın ve başkalarından kabul görmek için kendinizi görmezlikten gelmeyin. Unutmayın toplum bireylerden oluşur ve siz de onun bir parçası olduğunuza göre yaranmak için kendinizi parçalamak yerine rahat olun. Yoksa elinizden kaçan fırsatları gözyaşlarınız geri getirmez.
 
Emerson’a göre ‘Toplumun düşüncesi jilet gibidir. Güçsüz olan ondan korkar, bilgisiz onunla elini keser, akıllı ise kullanmasını bilir. O zaman ne diyoruz AKILLI OL kalın sağlıcakla…….
 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
Mazi Ocakbasi
gazete manşetleri
öne çıkanlar