Skip Navigation Links
Kurban Reklamlar 

Mutluluğunuza Randevu Verin..

Hayatta herkesin uğruna kendini feda ettiği tek şeydir mutluluk.

seda ağçam

Gazete Köşesi   A+a-

seda ağçamseda ağçam 
seda@8gunhabercom
 Bunun için hayatın dayanılmaz acılarına katlanır insan. Her defasında umutlarını ateşe vermek istese de yeniden küllerinden doğan iç huzurun adına mutluluk demiştir. Belki de insanın hayata tahammül etmesinin karşılığıydı.
Düşünsenize bugün sizi bir çiçeği koklamaktan alıkoyan nedir? Ya da gökyüzünün engin maviliklerinde en son ne zaman kayboldunuz alabildiğine? Peki, şiir okumanızı ya da sahil boyunca koşmanızı engelleyen sebep nedir? En son ne zaman bir şarkının nakaratına eşlik edip kendinizden geçtiniz? Okuduğunuz kitaba kendinizi kaptırıp maceradan maceraya sürüklendiğiniz o gün, mutluluğunuzun ışığını kim kapattı dersiniz? Sahiden mutlu musunuz?
Sanırım bu soruların hepsine bugün yaptım demek ya da ikna edici bir cevap bulmak neredeyse olanaksız. Her gün biraz daha, yaşadım sanıp aslında hayat damarlarımızı kendi ellerimizle kesiyoruz. Adına para denilen satın alma gücünü tek başına tekelinde bulunduran kâğıt parçası, yukarıda saydığım tüm güzellikleri satın alıyor bizden. Üstüne daha çok çalış daha çok kazan ve daha çok tüket emriyle daha çok mutlu olacağımız gerçeğine inandırıyor bizleri.
En kötüsü de, bunları yapmak için insanın zamanını satmak durumunda kalması. İşin yanıldığımız tarafı ise biz para kazandığımızı sanırken o da karşılığında bizden hayatımızı çalıyor. Adına sistem denilen kaosun alınanı da satılanı da biziz. Hem oyuncu hem yönetmen gibi yani. Mağaza vitrinlerinde ya da reklam panolarında görücüye çıkan havalı ürünlerin perde arkasında satılık olan insanın koskoca hayatıydı. Boynumuza doladığımız pahalı iple intihar ediyorduk besbelli.
Maskelerimizin altından gülümseyince, pahalı kıyafetler giyince veya pahalı mekânlarda oturup adını daha önce hiç duymadığımız ama sırf havamız olsun diye içtiğimiz garip içeceklerle mutluluğumuzu uyuşturuyoruz. Bu da yetmezmiş gibi kendimizi bu şekilde kaliteli sanıp yalanlar dünyası vatandaşı oluyoruz. Bütün bunlar kocaman bir saçmalıktan başka bir şey değil. İşte bu yüzden en başta kendini kaybetti insan bu yüzyılda ve o kadar değersiz hissetti ki, renkli ışıklar altında ruhunun karanlığını aydınlatmak istedi. Her şeyin daha kolay olduğu günümüzde mutluluğu bulmak tam tersine zorlaştı. Çünkü kolaylık eşittir yapaylıktı, samimiyetsizlikti. Gülmek için bile para harcaması gerekiyordu insanın. Kendini bulmak yerine mutluluğunu da kaybetmişken üstelik. Neden mi? Yaşamın lunaparkında dönme dolap görevini üstlendi ve durumun baş döndürücü etkisiyle her şey yolundaymış gibi sanarak gerisini sorgulamak istemedi bile. Maddiyatın pazarında satılık olan maneviyatına alıcı bulmaya çalışırken oldu bütün bu olanlar.
Bu yaşadıklarımızın hepsi toplumsal narkoz olup, bizleri kendine köle eden sisteme hizmet etmekten başka bir şey değil. Sizlere kötü bir haberim var. Hiçbirimiz sandığımız kadar mutlu değiliz. Çünkü elimizdekiyle yetinmenin diğer adıysa mutluluk ve kendimizden dahi memnun değilsek mutluluk bu işin hangi tarafında. Surat asmayın hemen. Aslında kapının diğer tarafında üstü başı yırtık fakat samimi ve esprili olan mutluluk bizleri bekliyor. Sizden istediği tek şey, tarafınızdan fark edilmek. Hem bu aralar yırtık giyinmek moda bu yüzden korkmayın kalitenizden ödün vermiş sayılmaz ya da sosyetik çevrenizde gülünç duruma düşmezsiniz. 
Birileri fark etti mutluluğu. Ona randevu verdi ve ismi bile yetmişti yüzünde güller açması için. Eflatun(Platon) gibi düşünüp mutlu olmak için hayatta çok şeye sahip olmak yerine az şeye ihtiyaç duyması gerektiğini anladığı vakit kendine çeki düzen vermişti. Hayatın onu değil de onun hayatı yaşaması gerektiğini anlamıştı. Kolları sıvamış mutluluğun hamurunu yoğurmuştu bile.
Belki de mutluluk sıcacık bir simit, birinin hayatına dokunmak, dumanı üstünde tüten bir fincan kahve, güne sağlıklı uyanmak ya da her gün köşe başında gördüğünüz ihtiyara gülümseyerek el sallamaktı kim bilir? Elbette siz bileceksiniz. Film repliğinde dediği gibi ‘Hayatında kendi devrimini yaratmazsan olmaktan korktuğun insana dönüşürsün’. Ne dersiniz bu seferki devrimimizin adı mutluluk olsun mu? Bırakın olsun bunu hak ediyorsunuz.
Montaigne’nin dediğine göre yazmak mutluluğun nedeni değil sonucuymuş. Bu demektir ki benden mutlusu yok. Ne diyeyim o zaman darısı sizlere. Kafanızı kaldırın ve yaşamın sizlere vaat ettiği mutluluğa göz kırpın. Her gününüze o günün en güzel gün olması için şans verin. Siz de mutluluğunuza randevu verin. Hayatınızın gürültüsünü müziğe çevirin. Müzik evrenseldir ve bir bakmışsınız herkese bulaşıvermiş bir süre sonra. Yakanıza kırmızı karanfil takmayı unutmayın olur mu? Ama onu bekletmeyin daha fazla zira beklemeye daha fazla tahammülü kalmadı.
Kalın sağlıcakla……..
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
iskenderun teknik universitesi 
 
 
SEM USTA
senol ticaret
 
Mazi Ocakbasi
 
gazete manşetleri
öne çıkanlar