Skip Navigation Links
 

Michael PETROCELLİ

İngiltere Maliye Bakanının 1994 yılında bir toplantısına katılmıştım.

Recep EKİNCİ

Gazete Köşesi   A+a-

Recep EKİNCİRecep EKİNCİ 
info@8gunhaber.com

 

İngiltere Maliye Bakanının 1994 yılında bir toplantısına katılmıştım. Rotary Kulübü toplantısında ilginç bir konuşma yapmıştı:

- Siyasi dizaynı ve ekonomiyi boğalar ve ayılar belirler. Biz siyasetçilerde az zayiatla sıyrılmaya çalışırız. Fırsat bulunca bundan nemalanmaya yöneliriz demişti ve devam etmişti.

- Boğalar asayişi bozar, hatta savaş çıkartır.

- Biz güvercinlerde sükuneti sağlamaya çalışırız.

- Arı bal yapar, ayılarda balı çalmak için fırsat kollar demişti.

- LONDRA BORSASINDA 18. yy.’dan bu yana kullanılan iki simge BOĞA VE AYI.

- BOĞA’nın boynuzlarından dolayı, piyasayı hareketlendirdiğini ve iyi kazançlar elde edildiğine inanırlarmış.

- Boğanın bir diğer görevi de ortalığı karıştırmak ve asayişi bozmakmış.

- Ayı ise piyasanın karmaşa ve belirsizliğini belirtmek için kullanılırmış. Ayı deyince akıllı borsacılar; “Piyasayı daha da düşüreceğiz bekleyin, tam düştüğünde hisse alın” demekmiş. Boğa savaş çıkartır, ayı ise hazıra konar, bal çalar.

 

Sıcak para sahiplerinin en sevdiği kazanç kısa vadede büyük paralar kazanmaktır.

Bunun için ülkelerin AKTÖRLERİNİ kullanırlar. Geçmişte bu böyleydi, bugünde yarında böyle olmaya devam edecek.

Kullandıkları ROL MODEL ise gelişmekte olan ülkelerin en hassasiyeti olan enflasyon ve dalgalı kurla oynayarak FAİZLERİ yükseltmek.

Faiz yükselince hem döviz değerleri düşer, hem de tüketim mallarına talep azalarak düşer ve enflasyon frenlenmiş olur.

Ülkelerde ne zaman kargaşa çıksa, sıcak para sahipleri bunu sıcak ve uzun tutabilmek için sokakları kullanır.

Onlar için en önemli enstrüman sokak kargaşasını yaratanların haklılığını önemserler ve onu beslerler.

Türkiye Merkez Bankası dövizi satabil tutmak enflasyonu düşük tutmak, faiz oranlarını da düşük tutabilmek için bir seri kararlar almaktadır:

- Tüketici harcamalarını düşürebilmek için vadeli satışları düşürme kararı aldı.

- Özellikle İTHAL ürünlerin vadeli satışlarının vadesini düşürdü.

- Böylece hem ithal mala talep düşecek, hem de yerli mala talep artacak.

- En önemlisi de enflasyonu düşük tutabilecek ithal mala talep azalacak ve sıcak paraya talep azalacak.

- Bu defa sıcak para sahipleri faizi artır ki döviz kurları aşağıya çekilebilsin diyerek, iyi niyet göstergesi yapıyorlar. Aslında bu iyi niyetin için de yine kendi hinlikleri yatıyor. Hem faizden kısa dönemde büyük kârlar yapmak, hem de ucuz döviz demek ithal mala yoğun talep demektir.

- ABD 2014 yılı için bir seri kararlar almaya devam ediyor.

- Finanssal kuruluşları disiplinize etmek için bankaların müşterilerden topladığı mevduat paraları kafalarına göre yönlendirmelere para ile para kazanmaya dur demek istiyor. Topladığı mevduat paralarını yatırımcıya ve tüketiciye ver diyor.

- Amerika Merkez Bankası 2008 Kasım ayında başlattığı her ay 85 milyar dolar konut ve hazine bonosu “varlık alımlarını” azaltacak ayda 75 milyara indirdi. Bu karar gelişmekte olan ülkelere sıcak para girişini yavaşlatırken, diğer taraftan sıcak para çıkışını da hızlandıracaktır.

- Hindistan, Endonezya, Brezilya, Afrika, Güney Kore, Türkiye ve Rusya da para değerleri düşecektir.

- ABD. varlık alımlarını her ay düşürmeye devam etmesi halinde tüketiciler alımlarını ötelemeye götürebilir. Bu da ekonomi de durgunluk yaratabilir. Arz talep dengesi bozulur ve enflasyon düşer. Düşük enflasyon da, üretim de düşer.

- Bu da ekonomik büyümeyi geriletir. İşsizlik oranını yükseltir.

- Amerika’nın sıkı para politikası Dolara, EURO karşısında değer kazandırır. Bu Euro bölgesi ülkelerin ihracatını arttırır. Üretimini arttırır. Büyüme katsayısını arttırır. Enflasyonu arttırır. İşsizlik oranını düşürür.

- Dolar-Euro karşısında değer kaybederse bu defa Euro bölgesinin ihracatı düşecek, üretimi düşecek, enflasyonu düşecek, büyüme katsayısı düşecek, işsizlik oranı yükselecek.

- Değerli EURO bölgeyi olumsuz etkiler.

- Doların Euro karşısında değerli olması, Avrupa ekonomisini canlandırır. Gümrük birliği olan ülkemize olumlu etkisi olur.

- Doların Euro karşısında değersiz olması Avrupa ekonomisini küçültür. Bu da ülkemize olumuz yansır. Türkiye ihracatının % 50’sini Avrupa ülkelerine yaptığına göre Dolar –Euro paritesi ülkemizi çok ciddi ilgilendirmektedir.

- Avrupa da Aralık 2012 yıllık enflasyon oranı 2.2 idi.

- Aralık 2013 yılı enflasyon oranı 0.8’e gerilemiş.

- Avrupa’nın enflasyon hedefi 2014 de %2 olduğuna göre, EURO ekonomisini canlandırmak için faiz oranlarını düşürecek ve parasal genişlemeye yeşil ışık yakacaktır.

- Türkiye’nin bütçe açığı kamu borcu olması özellikle de siyasi istikrarın bozulmaya başlaması ve hükümeti yıpratma operasyon ağırlığı, Türkiye’den daha hızlı sıcak para çıkışına ve para değer kaybına neden olabilir.

- KUR ve FAİZ oranları aynı zamanda artıyorsa yatırımlar durur. EKONOMİK KRİZ VAR DEMEKTİR.

- Kur’un yükselmesi faizin düşmesi veya borsanın çökmesi veya aksi oluyorsa sıcak para sahiplerinin manipilasyonundan başka bir şey değildir.

- Geçmiş yıllarda para birimi yüksek olan ülkeler avantajken bugün para birimi düşük ülkeler daha avantajlı oldular.

- Çünkü para değeri düşük olan ülkeler, para değeri yüksek ülkelere düşük maliyetten dolayı daha rahat ihracat yapabiliyorlar.

- Türkiye de sıcak para sahipleri borsa endeksi düşerken de çıkarken de hep kazanıyor.

- Çünkü sıcak para sahipleri İMKB işlem hacminin %66’sını kontrol altında tutabiliyor.

- Sıcak para sahipleri İMKB ve VOB denilen İzmir’deki türev piyasasında işlem gören altın, döviz, buğday, pamuk, bakır, alüminyum gibi türev ticareti kapsayan bir kaldıraç olarak kullanılıyor.

- VOB’daki işlemlerin %30’u İMKB bünyesinde işlem gördüğü için otonom olarak VOB’ta işlem gören sıcak para İMKB’de de işlem görmüş oluyor.

- İMKB düşerse, VOB yükseliyor, VOB düşerse, İMKB yükseliyor. Sıcak para sahipleri düşerken de kazanıyor, çıkarken de.

 

SICAK PARA SAHİPLERİ:

HEM SPEKÜLASYON, HEM DE MANİPÜLASYON yapma kabiliyetine sahip iyi oyunculardır.

Yerli oyuncular ise sıcak para sahiplerinin yükselttiği piyasaya koşarken, sıcak para sahipleri ise düşürdüğü piyasaya gider, yönelir.

 

SAVAŞTA ALTIN LAZIM,

KRİZDE DÖVİZ GEREK.

 

İSKENDERUN CAZİBE MERKEZİ OLABİLİR Mİ?

Elbette olabilir. İskenderun’u sosyo-kültür olarak uluslar arası sağlık turizmine yönlendirmeli.

Geçmişte orta ve üst kesim insanlar Muzaffer SEKÜÇOĞLU ve Teyfik SAYEK’in yaptığı konutlara rağbet ederlerdi.

Daha sonra konjüktür değişim gösterdi. Site dediğimiz bir çok bloklardan oluşan meskenler oluştu, orta kesim ve üst düzey insanlar buralara yöneldiler.

Genel anlamda bakıldığında bu meskenlere İskenderun’un insanları rağbet ediyor.

Son konjüktür ise lüks dairelerden oluşan mega siteler, bu sitelerin bir kısmını İskenderunlunun alacağı aşikâr. Ancak büyük bir çoğunluğunu çevre şehirlerin ileri gelenleri ve çevre ülkelerden (K. Irak, Suriye, Ürdün, Beyrut vb.) yeni oluşacak sanayi bölgelerinin mensuplarından birileri olacaktır.

İskenderun ve çevresine mega konutlar, prestij binalar yaparak bölge iş adamı ve sanayicisinin yaşamayı tercih edebileceği bir şehir yaratabilir.

Zaaflarla uğraşmak yerine, güçlü yanları geliştirmek gerek.

İskenderun pahalı şehir bu zaafıdır. Güçlü yanı ise sizler keşfedip güçlendirmelisiniz. (Sahil şeridi oluşu, Doğa güzelliği, yüksek sosyal hayat, en önemlisi de toplumsal mozaik ve yüksek güvenlik iç huzurun olması)

Kat karşılığı (küçük konutlar) yapılaşmalar İskenderun’un cazibe merkezi oluşumunu öteler, imajı bozar.

Uğur ATEŞ,

Adil KOÇ,

Ali TEKTEN.

İskenderun da ultra lüks konut yapımına öncülük yaptıkları için takdir ve tebrik ediyorum.

Çünkü; Bunlar İskenderun’un insan dokusunu, imajını ve çevresini değiştirecek albenisini yükseltecek girişim ve projelerdir. İskenderun’un görünümünü değiştirecek demiyorum, görünüm önemli değil, gerçek modern yapıya kavuşturacak diyorum.

Geçmişte yaşadığım bir olayı sizlere “ROL MODEL” olarak anlatmak istiyorum.

Ektel zarar ediyordu. Nedenini araştırdım, küçük ve orta ölçekli tesislerin ürettiği mamulü üretiyorlardı ve onların piyasasına satış yapıyorlardı. Onların maliyetleri düşük olduğu için onlarla rekabet edemiyorduk.

Biz ne yaptık?

Önce kendi Filmaş’ın demiri aracısız kendimiz temin ettik.

Bir seri yurt dışı seyahatleri yaptık, ürünü dış piyasaya sattık. Tabi satabilmek için kaliteyi ve ürün çeşidini arttırdık. Böylece kar edebilir olduk.

Mega şehir kuranlarda modern farklı ürün geliştirdiler.

Orta ölçekli müteahhidin portföy müşterilerine yönelmek yerine dışa yönelik portföy oluşturup onlara yönelmeli.

İskenderun da ilk AVM. kurulduğunda tepki göstermiştik ve küçük ve orta esnafın durumu ne olacak demiştik. Şimdi ise kabullendik hatta ikinci bir AVM. De olabilir der olduk.

İskenderun da bu güne kadar tek blok apartman daireleri yapılıyordu ve önünde araba parkı olmadığı için sıkıntılar yaşanıyor.

Şimdilerde büyük uydu kentler, siteler yapılmaya başlandı. Bir zaman sonra İskenderun da yüzlerce uydu kentler oluşacak ver zengin, fakir her kesim buraları tercih edecek, buralarda yaşar olacaklar.

Üzeyir GARİH’in ilginç bir sözünden bahsedeceğim. Senin doğruların, komşunun yanlışı ise orada huzur ve güven olmaz demişti.

Muhafazakar bir aile ayakkabısını dairesi önüne koyuyorsa, sen ise ayakkabıyı daire içine koymayı doğru buluyorsan orada uyumdan söz edilemez.

Onun ayakkabısını dairesi önüne koyması da sana göre yanlıştır.

Çünkü; senin ayakkabıyı daire içine koyman ona göre yanlıştır.

Yapılan konutları İskenderunluya satmaya yönelmek yerine yeni piyasalara yönelmek gerek.,

Hassa ve civarına kurulacak, Organize Sanayi’deki 100’ e yakın tesis sahipleri ve yöneticilerine

Osmaniye, Erzin, Dörtyol Organize Sanayi’deki tesislerin sahipleri ve üst düzey yöneticilerine, Gaziantep ve Kahramanmaraş iş adamlarına,

Dörtyol, Payas ve Arsuz’daki varlıklı iş adamlarına,

Özellikle sınır ülkelerden Suriye, K. Irak, Lübnan vb. gibi ülkelerden satış büroları oluşturup, tanıtım reklam faaliyetlerde, fuarlarda standlar kurarak bunu gerçekleştirmeli.

İskenderun da yaşamaya eğilim göstermelerini sağlamalı,

Bu gelişmeler olumlu sonuç verdiğinde, İskenderun’u mega şehir, marka şehir, ultra lüks modern şehir cazibe merkezi yapacaktır.

Önce arzı arttımak, sonra talebi doğurtmak gerek.

İskenderunlu da bunu yapmaya başlamıştır.

Taşımacılığın, özellikle deniz taşımacılığının doluluk oranını yükseltmek için ciddi çaba harcanmalı. Özellikle lojistik denilen konteynır ve soğuk hava depoları oluşturmalı.

Oda olarak buna öncülük yapmalı.

Çevre şehirlerin gelişmesini ancak bu şekilde İskenderun ve İskenderunlunun kazanımına dönüştürebiliriz.

Yükselen bölgesel ekonomiden yeterince pay almasını bilmek gerek.

 

 

 

 
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
yazar'ın diğer yazıları
makale kategorileri
 
 
 
iskenderun teknik universitesi 
senol ticaret
 
Mazi Ocakbasi
 
gazete manşetleri
öne çıkanlar