Skip Navigation Links
 

HANTAL BÜROKRASİ

HANTAL BÜROKRASİ

Gazete Köşesi   A+a-

Kemal ATICIKemal ATICI 
info@8gunhaber.com

HANTAL BÜROKRASİ
 
Merhaba, uzun bir süredir köşemden ve sizlerden ayrı kaldım. Ramazandı, bayramdı, sıcaktı, iş yoğunluğu derken süre uzadı gitti. Uzun bir süredir yazmayınca insan neyi yazacağını (öyle çok olaylar oldu ki) şaşırıyor. Füze kalkanı olmamızı mı? (Sanırım Malatya’da karar kıldılar.) Azan terör olaylarını mı? Sözde Kürt sorununu çözmek isteyen Kürt vekillerin kışkırtan açıklamalarını mı? Yoksa halen çözüme kavuşturulmayan şehrimizin TRAFİK sorununu mu? (Bin kez de yazsak çözülmeyecek. Zira herkes çok vurdum duymaz.)
Önceki yazımda kurallar ve yasalar hakkında bazı konulara değinmiştim. Ayrılık uzamasaydı o yazımın devamını yazacaktım. Neyse, o sonraya kalsın. Kurallar deyince aklıma kurumlarımızın kuralcılıkları ve kağnı hızındaki bürokrasimiz geldi.
Anlatınca çoğunuz “benim de başıma gelmişti” diyeceksiniz. Trafikte kural hatası yapıp ceza yiyorsunuz. Aracınızın bağlı olduğu vergi dairesi başka bir şehirde. Yani şirket merkezi başka bir ilde. Siz cezayı gününde bulunduğunuz yerdeki vergi dairesine yatırıyorsunuz. Aradan aylar, yıllar geçer. Bir gün şirket merkezi arar ve “filanca tarihte ceza yemişsiniz. Ceza şu kadar olmuş.” Eğer makbuzu attıysanız yandınız. Tekrar ödeyebilirsiniz. Aynı olay bizim başımıza geldi. 40,00 TL tutarındaki ceza 200,00 TL civarında olmuş. Genel Merkez aradı. “Bir cezanız var. Ödenmemiş.” Deyince, hemen tutanak tarihini ve ceza tutarını öğrenip, yatırdığımız dekontu buldum. Doğru vergi dairesine gittim. “Biz bu cezayı ödemiştik. Ancak sistemde ödenmedi görünüyor” dedim. Baktılar ve “doğru ödemişsiniz ama biz ilişkilendirme yapmamışız.” Dediler. Yani karşı vergi dairesine bilgi verilmemiş. Tamam, yoğunluk vardır o gün ilişkilendirme yapmadın kardeşim 1 yıl sonra da mı yapmazsın? Biz makbuzu bulmayıp, itiraz etmeseydik e… gibi ödeyecektik. Sanki vatandaş bu paraları tarladan hasat ediyor.
Geçenlerde evde oturuyorum. Telefon çaldı. Halam arıyordu. “ Filanca kişiye SGK’den mektup gelmiş. Daha önce burada oturuyorlardı diye buraya getirmişler.” “Tamam, hala gelip alırım” dedim. Neyse, mektubu aldım. Adam yaşlı, 1988’de emekli olmuş. Mektupta 600,00 TL prim borcunun maaşından 1/4 oranında kesileceği yazıyor. Mektupla SGK ilçe müdürlüğüne gittim. Borcun kaynağını ve ne kadar olduğunu sordum. Sağ olsun, memur yardımcı oldu. Borç 1997 yılı 6. ve 9. taksitlerin tutarı 21,00 TL.
Diyelim ki; bu şahıs 21,00 TL borcunu ödemedi. Peki, bu zamana kadar neden beklediniz? Hadi sizdeki adresleri eski, ulaştıramadınız. Veya şahıs yeni adresini bildirmemiş. İyi de bu şahıs sizin kurumdan maaş alıyor. Maaşını aldığı bankayı biliyorsunuz. Bir ay maaşını bloke et. Kuruma gelmesini sağla. Olur mu? Vatandaşı nasıl soyacağız? Benim ki de laf yani. Kurumun işi yokta borçluyu arayacak. Bu şahısa Haziran’dan önce ulaşsalardı aftan yararlanıp, sadece anaparayı ödeyebilecekti.
Diyeceğim o ki, sistem ne kadar teknolojik olursa olsun, kafalar gelişmedikçe ne yapsak boş. Aslında şahıslara ulaşmak kolay. Yeter ki, istek olsun. En kolayından maaş aldığı bankadan sorsalar şahısa ulaşabilirler. Demek ki niyet başka… gasp, soygun; sadece para, mal, altın veya baklava çalmak değildir. Buna yasal yoldan gasp denir… soygun denir.
Kurumda haklı aslında! Zira ellerinde sağmal inek bir tek emekli ve çalışan kesim kaldı. Yani bordrolular ile emekliler.
Ne yazayım derken laf lafı açtı ve yazı ortaya çıktı. Özetleyecek olursak siz, siz olun devlet kurumlarına olan ödemelerinizin dekontlarını atmayın. Bir de, kurumlardaki adres bilgilerinizi güncelleyin ki, böyle durumlara düşmeyin. Zira kurumlar alacağı parayı bilir. Nasıl olsa yasal faizleri bindiriyor…
 
 
 
 


Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
makale kategorileri
Mazi Ocakbasi
 
 
SEM USTA
senol ticaret
 
gazete manşetleri
öne çıkanlar